22.09.2010




Empati...
Okuyorum bu aralar.bu aralar diyorum çünkü iş,güç,uyku dışında kalan vakitlerde ancak.empatiye göre Olasılıksız  -ki nasıl bi çılgınlıksa e-kitap olarak okumuştum :) - tek geçerim! ama yine de her daim Adam Fawer'a saygılar.

Empatiyle aynı anda "bir adam girdi şehre koşarak" sevgili hocam Tarık Tufanın son kitabı.okuyorum,bitmesin diye yavaş yavaş okuyorum,ilaç niyetine okuyorum.okudukça yalnızlığım azalıyo,iyileşiyorum.
Okuyorum, 
Karanlık, rutubetli, çok bağırışlı, çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız bir şehirde hayatta kalabilmek için...Büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulabilmek için..

Korkarım biticek bugün yarın ama olsun be! 2011 'de çıkıcak kitabın ilk cümlelerini biliyorum.söylemem ama,teşekkürler Gökhan!

Bu arada sahaflar festivali Taksim gezi parkında 28 Eylül tarihine kadar... 

Sahi,sosyloji okumaya karar verdim ben! Hadi hayırlısı...

9.09.2010

Biraz daha passiflora lütfen...



Bolca misafir,ikramlar,tıkınma,suratta zoraki bi gülümseme;sokakta çatapat patlatıp kafa ütüleyen veletlerle,kalıplaşmış bayram mesajları ve bayramın 1 günü.... kutlu & mutlu olsun herkese !

4.09.2010

Sen hiç istemedin ki dostum!

 


— "İsteseydin, eğer gerçekten isteseydin, olmak istediğin, olmasını istediğin olurdu. Olmadığına göre sen henüz istememişsin demektir." 

Sen hiç istemedin ki dostum! İstemek nedir bilmedin ki! Hiç tutulmadın sen! 
Tutkuların için ölmedin ki! İsteseydin ölürdün, ölseydin olurdun! Sen hiç olmadın ki! Evet, olmadın, çünkü sen hiç ölmedin! Ölecek kadar istemedin, ölümün pahasına istemedin, ölümüne istemedin! İsteseydin ölürdün. Ölseydin olurdun. Ne öldün ne ...oldun. Çünkü sen istemedin. İsteğini, istediğini aslında dile bile getirmedin. Öyle ya, bir kere dile getirseydin, olurdun. Bir kez adam gibi aklından geçirseydin hemen orada olmuş ve ölmüş idin. 


Sen hiç istemedin ki dostum!

İstemesini bilmedin. İstemek nedir bilmedin.

Çünkü sen ol deyince
olduranı hiç tanımadın.

26.08.2010

opeth for star
Yükleyen tourniquet-slh. - Diğer müzik videolarına göz atın.



Opeth -to bid you farewell şimdi ve aslında bir hafta boyunca dinlediğim şarkıyla yabancılaştığım kendimle yüzleşip daha da karmançorman olurken ve evet bu geç kalmış bi ramazan yazısı...tuhaf biliyorum.
Geldi ve gidiyo bile.En gelmesi gerektiği zamanda geldi yine hep imdada yetişir gibi.evet sıcak ve çok sıcakta ama olsun,en çok özlediğim zamanda geldi.Zor, ama böyleyken daha da güzel.Umut etmenin,dua etmenin ve hatta ölmenin en anlamlı olduğu zaman diliminde ve şarkının en güzel kısmı da gariptir 3:26 gibi başlıyo...

8.08.2010



Daha önce bahsetmedim ama çalışmaya başladım hatta yarın 3.haftaya giriyorum.Geçici ,dönemsel bi iş ama kpss sürecinde ilaç gibi.Uzun zamandan beridir işsiz olduğumdan epey zorlandım başlarda(hergün 6:30'da kalkıyorum mesela) ama alışıyorum yavaş yavaş. ve yine arşiv... Mezarlık müdürlüğündeki maceramdan sonra ki -bunu bi ara anlatmalıyım - yeniden tozlu dosyalar arasındayım.Aslında belediye ortamı olması ve memurlarla aynı şartlarda çalışmak dışında uzun yol ve az ücretten dolayı çekilmezdi ve işi de daha ilk günden bırakabilirdim ancak alacağım cüzzi miktardaki maaşın akibeti hakkında o kadar çok planım var ki :) dayanmam gerektiğine karar verdim ve tabiki geçici olması fikri... yani tek dileğim kpss'den istediğim yere yeticek puan alıp arşivcilik kariyerime son vermek.Bu hayalle avutuyorum kendimi...
Onun dışında hergün insanlar,suratlar,sesler,maskeler,maskeler ... yorucu!
Neyse işte,
yarın sendromuyla birlikte pazartesi gidip uyusam iyi olcak.

20.07.2010



"Lacan'ın bakış açısını anladınız mı?
fanteziler gerçekdışı olmak zorundalar.
çünkü istediğiniz şeyi elde ettiğiniz anda artık onu istememeye başlarsınız.
İsteğin devam edebilmesi için objesinin sürekli olarak eksik olması gerekir.İstediğiniz o şey değildir.onun fantezisidir.
İstek çılgınca fantezileri destekler.
Sadece gelecekteki mutluluğumuzun hayalini kurarken gerçekten mutlu oluruz." derken pascal'in anlatmak istediği de buydu.
Bu nedenle "avlanmak, öldürmekten daha zevklidir." deriz.
ya da "ne dilediğine dikkat et."Ona sahip olacağın için değil.
çünkü ona sahip olduğun zaman artık onu istemeyeceğin için.
lacan'ın verdiği ders şu:İstekleriniz doğrultusunda yaşamak sizi asla mutlu etmez.Gerçek anlamda insan olmak demek fikirler ve idealler için yaşamak demektir.Hayatınızı istediklerinizin ne kadarını elde ettiğinizle değil yaşadığınız samimiyet, şefkat ve özveri anlarıyla ölçmek demektir.
çünkü sonunda kendi hayatlarımızı önemli kılmanın tek yolu diğer insanların yaşamlarına değer vermektir." 

Dr. David Gale/The Life of David Gale

15.07.2010

Sonunda bulabildim! Günlerdir kafayı yemek üzereydim. Lili gibi çook küçükken izlediğim ve hayal meyal hatırladığım bi film vardı ancak filmin adı,tarihi ya da oyuncuları hakkında hiçbişey hatırlayamadığım için bulmam epey zor oldu.Hatta bi ara umudumu kesmiştim.Anlattığım çoğu kimse de filmi hatırlayamayınca cidden uydurduğumu düşünmeye başlamıştım :)

Evett filmimizin adı Little Princess (1939) küçük yıldız Shirley Temple başrolde adını hatırlayamasam da bu sevimli suratı hiç unutmamıştım ve mimiklerini :)Babasının savaşa katılmasıyla Sara'nın değişen hayatı,lüle saçlı bebeği ,zengin mutlu bi çocukken hizmetçilik yapmak zorunda kalması,tavan arasındaki odası,çatılara açılan büyük penceresi aklımda kalanlar....
Sonra bu filmi ararken başka hayali filmlerimi de hatırladım.Bi tanesini daha buldum ve yine Shirley Temple!


The Blue Bird(1940);Bu sefer de fakir iki küçük kardeş peri Berlyune tarafından geçmişe ve geleceğe gider ve mavi kuşu ararlar...
Şimdi rahat bi uyku uyuyabilirim :)

7.07.2010


-Tarih tekrarı yapmalıyım yo yo coğrafya, hayır hayır Türkçeden yazım kurallarını tekrar etmem gerek,yok ya hepsini bırakıp deneme çözmeliyim...
kpss'ye son üç! Çıldırmak üzereyim!

Yukarıdakilerin hepsini yapmaya çalışıyorum.
Konudan konuya,dersten derse atlıyorum.Ama sanki yeterli olmuyo,kafam daha da karışıp ,bildiklerimi de yapamıycam diye korkuyorum...Acep hiç uyumasam sınava kadar,hiç durmadan çalışsam?

Üstelik aklımda filmler,replikler,fırat,faik ,diğer çizgiler,karikatürler,çıkın kafamın içinden!

neyse...
sınav sonrası görüşürüz ya da görüşmeyiz...
Görüşemezsek belki paraşütlerle ilgili hayalimi gerçekleştirmek üzere uzaklarda olurum.Evet olabilir :)

21.06.2010


Memurusgillerden Margaret ve ailesi... Yakında bloğu da ele geçirecek bu kadın!
Anlamadığım nokta sınava bu kadar az kalmışken benim daha sıkı çalışmam gerekmez miydi? 
Peki ben neden böyle salak salak şeylerle uğraşıyorum acep!!
Neyse ,hadi siz kaynaşadurun ben gidiyim bu arada kaynananın adına karar veremedim gıcıklık olsun diye "yağmur","su","tuana" tarzı yeni isimlerden biri olsun istiyorum kayanana isimleri hep eski isimler olcak diye bi kaide yok ya :)

18.06.2010



''sevgili doktor,

beni rencide ettiniz. ve ben açıkçası bunu sizden beklemiyordum, insanlara hasta olduğumu söylüyorsunuz. onlarla konuşmaya çalıştım fakat hiçbiri dinlemedi. tam konuşmaya başlarken acele laflar edip gitmeleri gerektiğini söylüyorlar. sanırım size daha çok inanıyorlar. önemsiyorlar da üstelik. bir defasında şizofren dediğinizi duydum. sonra anlayamadığm bir sürü şey. siz anlattıkça, onlar kafalarını sallıyorlar. sınıfta ön sıralardaki çocuklar gibi.
kahretsin!..
haklı olamazlar. onlara nasıl zarar verebilirim. onlar yaşamıyor doktor! türkü söylediklerini duymadım inanabiliyor musun? aşık olmuyorlar, uykusuz geçirdikleri tek bir gece yok.
 
tanrı'yı bu şehirde istemiyorlar.
 
bu arada iş için gönderdiğim başvuru formlarına referans olarak ıra, eta, hamas yazmamı garip karşıladınız. ben akşam çayı için bazen bask'ta, bazen şili'de, somali'de, iskoçya'da içiyorum. bunun adı dostluktur doktor.
sınırlar yürümesini bilmeyenler içindir.
kabul, bunlar gibi iyi vatandaş olamadım. Ama siz bürokrasi kuyruklarının mutsuz kölelerisiniz.
 
zavallılar!

şimdi yerlerinizi değiştirin, yeni oyunlara hazırlanın.
geveze tanrılarınız yeni bir perde istiyor.
sizi elimde simitle izleyeceğim. gazoz içeceğim koşuşturmalarınıza.seçme hakkınız aklınızdan bile geçmeyecek.
evet bayım, bazı şeyleri anlayamadığım doğru...
haftanın üç günü, iş dönüşü uğrayıp kuaförden aldığınız karınızın yanında duran, avlanmayı, sürü beklemeyi beceremeyen şu küçük tüylü yaratığı niçin yanınızda tuttuğunuzu anlamıyorum örneğin. bir gecelik aşkın, kirli şehvetin, sarhoş sevişmelerin genç kızların rahimlerine bıraktığı ceninlerin, yaşlı bir kokananın kırışık cildine sürülmesini anlamıyorum. tayland'lı sekiz yaşındaki yoksul köylü kızların kasıklarındaki batılı sancıyı anlamıyorum. ağızlarında tanrı sözleri, emek sömürücüsü, ucuz işgücü avcısı insanların tanrı'yı mali danışman olarak görmelerini de anlamıyorum. ve bunları anlamadığım her gün büyük şölene biraz daha yaklaşıyoruz.apaçiler'in güney afrikalıların, herlemli zencilerin, lübnan ve perulu gerillaların katılacağı devrim şölenine.
o gün orda olacaksınız doktor. avuçlarınız terleyecek, saygıyla titreyeceksiniz ezilmiş halkların ağırbaşlı düğün coşkusunu göreceksiniz.
 
sizi reddediyorum doktor!
 
hakkımda hiçbir yargıda bulunma hakkına sahip değilsiniz.akademik kariyeniz değil yüreğiniz yetmiyor. kıçınızı serdiğiniz o deri koltuğunuzu ve bağıl değerlerini reddediyorum. hayatı tanımlamaya ilişkin ortaya koyduğunuz ekonomik temelli yaklaşımların tümünü reddediyorum.
 
kapital ahlak kahrolsun!

... 

Tarık TUFAN ( kekeme çocuklar korosu'ndan)

15.06.2010

şimdi süper kahraman olmak vardı




Görünmez olsam da yeterdi aslında...

israilin mavi marmara saldırısından sonra da düşünmüştüm bunu önceleri de düşünmüyo değildim her şehit haberinden sonra da;  ah be bi süper kahraman olcaktım ki mahvederdim bunları diyip görünmez olup yapacaklarımı düşünür saçma salak düşüncelere dalardım... gerçi herşey çizgi filmlerdeki gibi kolay olmazdı tabi yani "israili ortadan kaldıracak kırmızı düğme" olmazdı görünmez olup gidip basıp da yok edeyim ama yine de bişiler yapabilirdim diye düşünüyorum...İnsanın elinden bişey gelmeyince böyle abuk abuk düşüncelere dalması da normal oluyo  neyse.

Süper kahramanlar demişken... aklıma hep ilk örümcek adam geldi&gelir neden süperman ya da batman değil de örümcek adam bilmiyorum ama bana daha sevimli gelir her zaman.yo yo filmiyle tobiyle falan alakası yok miniminicikken bile severdim keratayı.Batman bana hep sıkıcı,ukala gelmiştir ve hatta batmanın düşmanları ondan her zaman daha güçlü ve daha sevimlidirler.zengin bi züppe olması da gıcığıma gitmiştir.

neyse neyse öylesine bi uğrayım dedim.Bu görünmezlik meselesi de yine neden aklıma düştüyse hımm tamam ya görünmez olup kpss sorularını ele geçirmek falan ee anayasa çalışırken böyle hayaller kuruluyo ister istemez :)

4.02.2010

Kendi Kendime



+ pişt melek kalk hadi tarih çalışman gerek!
 
-Tarih mi? Dur bi ya daha yeni coğrafyadan kalktım biraz mola hakkım olmalı.Hala kafamda marmara ve Ege bölgesinin tarım ürünleri uçuyo!

 
+Olmaz kalk hadi dersin başına,hem yapacak başka bi işin de yok!

 
-27 yaşındayım ve hala ders çalışmam gerekiyo. Sence de garip değil mi?

 
+Fazlasıyla komik de üstelik (gülüyodur) ama işsizsin,böyle devam ederse de iş bulman çok zor! kpssyi kazanman gerek,kpss tek kurtuluşun! kpssyi kazanman içinse çook bi fazla net yapman gerek.Hayallerini gerçekleştirmek o çok istediğin coğrafyaya gitmek için! Unuttun mu? 

 
-Tamam can evimden vurdun beni haklısın.

 
+Haklıyım tabi ama bazen seninle yaşamak çok zor biliyosun dimi?

 
-Biliyorum biliyorum...O değilde real madrid'te bi ara Redondo diye bi futbolcu vardı sahi ne oldu ona?

 
+ !!!!!!!

22.01.2010


"biirr sabahh erken,
güneş henüzz doğarken,
rastladım botlarını giymeye çalışan sersem tırtıla
dedim:küçük...yeşil... şirin tırtıl !
tırtıllar asla, asla, asla, asla, asla,asla,asla kahverengi bot giymez!

-küçük minik yeşil tırtıl, unutmaki tırtıllar asla asla asla, asla asla, asla asla kahverengi bot giymez.
-hiç mi?
-asla
-ama ama.. hiç mi?
-Asla!"

12.01.2010

düş vakitleri ...




"Düş vakitleri...öfkeli radyo sesleri... geçmiş günlerden kalma. Her şeye rağmen güzel günlerden. bir daha geri gelmeyecek günlerden.T.T" Dershane zamanlarında tanışmıştık Tarık Hocayla..Hayatımın en çok özlediğim en umutlu dönemleriydi.Sanki üniversiteye hazırlanmak bi yana hayata da hazırlanmışız o dönem,Tarık hocamla felsefe dersleri...Güzeldi... o dönemler her cumartesi düş vakitleri!Elimizde kağıt kalemle radyo başına geçtiğimiz günler,hüzne rağmen umutlu günler... İşte o günlerden bi kayıt. gecenin bi yarısında buluverdim sanki benim için saklanmış gibi dinledim bilmem kaç kere dinledim. kafamda bi sürü şey beliriverdi,karanlıklarım dağılıverdi gecenin yarısında...Dinleyin ama sonuna kadar sonundaki şarkıyla daha da anlamlı,dinleyiverin belki siz de iyi gelir...

10.01.2010

turk işi şeytan filminden korkan tek insan evet o benim!



Biçok kişinin gülmek için izlediği o salak filmden korkmuşluğum doğrudur işin acı yanı hala da oturup çok rahat izleyemem tırsarım işin daha komik yanı ben bunun orjinalinden bu kadar korkmamıştım!Burdan  filmin yapımcılarına sesleniyorum içiniz rahat olsun filmden korkmuş olan birisi var :)
neyse
7-8 yaşlarında falan babamın dayısının evinde izlemiştik ilk kez.Eve dair hatırladıklarım köyde bahçeli ve tek katlı oluşu ama fazlaca kasvetli zaten köyde evler öyledir ya hep ya da bana öyle gelmiştir...Ev sahibi dayı kanalları değiştiriyodu teleondaydı yamulmuyosam o lanet film izlemeye başladık korktum kapatmadılar da annemin kucağına yatıp kulaklarımı tıkadığımı hatırlıyorum etrafımdakiler de bana mı gülsünler filme mi gülsünler şaşmışlardı :)) garip işte hocayı çağırıyolar ya zemzem suları falan sanırım onlar gerçekçi gelmiş olmalı ama hala o tersten konuşma o ses kulağımdadır.Bi ara cihan ünaldan bile tırsmıştım bu film yüzünden.Filmdeki kızı daha sonra muhtelif arabesk filmlerinde gördüm aynı bakışlar!Hiç değişmemiş! o kadının böyle acayip bi bakışı var yaa!Resimlerini bulabilirsem anlarsınız ne demek istediğimi heh evet işte şu acayip bakış:)


Benzer bi korkuyu başka bi filmde de yaşamıştım.Henüz videolardan film izlenilen dönemdi hayal meyal hatırlıyorum annemler almış hz.ibrahimn hayatını anlatan dini içerikli bi filmdi.Nemrut rolünde hababam sınıfının pinti müdürü muharrem gürses oynuyodu.Ama ne korkmuştum nemruttan!! kulağına sinek kaçma sahnesi,dilinin düştüğü sahne bi de mağraya gidip şeytanla konuşuyodu falan.Yine hatırladım o sahneleri:/Hadi şeytan filmini bi kenara bırakalım ama nemrut gerçekten de korkunç olmayı başarmıştı bence...

9.01.2010

mock and sweet






çuç çu ri çuç çuu dorrik dorrik moguu moguu... mock and sweet!Küçüklüğümün bir numaralı çizgi filmlerindendir kendileri hastayım bu köstebeğin pilot şapkasına gözlüklerine...canım feci halde sıkılıyodu bu şarkıyı dinleyene kadar! Şarkısını üstelik de sözleriyle buldum hehe:)Dinleyin gam keder kalmasın, çuç çu ri çuç çuu  :)

Çuç Çuuuu!
Çuç Çuuu!

Dorig mogda! çuuç çuuuuu

dorig dorig mogu mogu
dorig dorig mogu mogu
çuç çuç ri çuç çu!

oy dava mogu la no
dodiin mogu dah!
çuç çuç ri çuç çu!

gurig gurig mogu mogu
gorig gorig mogu mogu

yamma no tongedu, u mino tongedu, moguu
tongedu, minnade vakari
hadu badu himaşitaaa! dori dori

yoo lok daa...h! hah hah hah ha!

kom tuku mogulano çuç çu, dodi mogudaka çuç çu, uy lava dorig moguuu vaaov!


çuç çuç ri çuç çu!
çuu ru rirah, çuç çu!

dorig dorig! çuu ru rirah!


31.12.2009



Ders çalışmaktan sıkıldığım bi ara Margaret...Bu kez daha da tombul!
Margaret hepinizin yeni yılını kutluyomuş öyle söylüyo...2010 da tüm istedikleriniz gerçekleşsin diyo.
Ben mi?Ben kutlamıyorum yeni yıl falan hiç bi anlamı yok bu günün ne 2010 benim umrumda ne de ben 2010'un umrundayım... Zaman kavramının olmadığı bi yer var mıdır acep?
Neyse neyse ben gidip biraz daha test çözeyim...

29.12.2009


Indiana Jones and the Temple of Doom...En sevdiğim İndiana filmidir.Sayısız kere izlemiş her izleyişimde aynı heyecanı yaşamışımdır.Geçen cumartesi sıkıntıdan patlamış bi halde tv kanallarını zaplarken kıbrıs kanallarının birinde rastladım hem de en eğlenceli kısmında şu yılan dolmalarının,maymun beyinlerinin yendiği yemek sahnesinde.. 
oturup bi güzel izledim.Ezberlediğim sahnelerinde bile heyecanlandığımı farkettim.Özellikle de devamlı olarak "kalilema" diyen kırmızı kafalı,boynuzlu adamın ki her izleyişimde gıcık olurum ona kalp çıkarma sahnesi ve Willie'nin son anda volkana atılmaktan kurtulması nefes kesen sahnelerden...(Bi de ben bu sahneyi ne zaman izlesem aklıma cehennem gelir,cehennemin o volkandan bile berbat bi yer olacağını düşündükçe acayip tırsıyorum ölmekten)

Neyse güzel film ama ya tabi salakça tarafları da var yani bizim battal gaziye kızıyoruz ama Indiana Jones amcamında ondan eksik kalır bi yanı yok.Hadi o hareketli odada pestil olmaktan kurtuldun,kan içirip büyülediler onların kölesi oldun ondan kurtuldun,o iri yarı herifle dövüştün taş kırma makinesinden kutruldun üstelikte o minik kral velet voodoo kuklana iğneler batırırken, madenden çıkmayı da başardın bi şekilde ama ya köprü sahnesi etrafın kılıçlı adamlarla ve altındaki nehirde timsahlar doluyken ve de köprünün ortasındayken  nasıl kurtuldun be adam :)neyse biz oralarını karıştırmayalım belki de bu absürtlüklerden seviyorum bu filmi tam şimdi hakkın rahmetine kavuşacak derken kurtulmasında....
Bunu dışında bi de son sahne var tabiki hindistandaki ingiliz askerleri film bu açıdan rahatsız edici... 

Unutmadan Harrison Ford'un o dönem ne kadar ama ne kadar yakışıklı olduğunu söylememe gerek yok sanırım:))Keşke o son filmi çekmeseydi hep eski indiana olarak kalsaydı aklımızda olmazmıydı...


28.12.2009



neden, bay anderson neden?

neden, neden bunu yapıyorsun? neden ayağa kalkıyorsun? neden dövüşmeye devam ediyorsun?

varlığını devam ettirmekten öte başka bir şey için mi savaştığına inanıyorsun? bana bunun ne olduğunu söyleyebilir misin? bu özgürlük mü, yoksa doğruluk mu, belki de barıştır ha, sevgi olabilir mi?

illüzyonlar bay anderson, algımızın yanılgıları. insan zekasının, anlamsız ve amaçsız varoluşunu meşrulaştırmak için denediği geçici idealler. ve bunların hepsi en az matrix kadar yapay. zaten sevgi gibi zavalli bir kavrami insan zekasi icad edebilirdi. bunu gorebilirsin, bu durumu kabullenmelisin bay anderson, bunu şimdi bilmelisin. kazanamasın, amaçsızca dövüşmeye devam etmenin hiçbir anlamı yok!

neden, bay anderson, neden, neden direniyorsun?

Neo: “Çünkü bu benim seçimim !..” 

23.12.2009

televizyon çocuğu



Ya aklıma geldi de bi aralar yalan rüzgarı diye bi dizi vardı noldu ona...Victor vardı bıyıklı bi amca ne hikmetse herkes ona aşıktı...Jenerik müziğini severdim hala kulaklarımdadır daha miniminnacikken tanışmıştım bu diziyle izlediğim ilk pembe dizidir kendisi(yok yok ondan önce hayal meyal hatırladığım isminin zenginler de ağlar olduğunu sonradan öğrendiğim mariyalı bi dizi vardı) ya da izlemek zorunda olduğum!
Babaannem bile izliyodu ne garip :)Ben daha dört gözlüydüm o zamanlar... (televizyonu yakından izleyen veletlerdendim belki de o yüzden dört gözlü olmuşumdur annem her zaman bu kadar yakından izleme radyasyon var derdi dinlemezdim)
sonra bi de cesur ve güzel çıktı başımıza onu da izliyodum bi aralar.Brooke vardı ,ridge bi de taylor:)Amerikanın çarpık aile yapısını iyi özetler bu dizi...Forester ailesinden brooke teyzeyle evlenmeyen kalmamıştı:)Hayat ağacı! Sam! Az daha unutuyodum onları güzel diziydi bence pembe dizi tarihinin en iyilerinden...

Sonra sonra maria seriler başgösterdi yok çöpçü kız yok çiçekçi kız yok efendim tropikal adada ki saf köylü kızı falan falan...Bunlar kısa sürede bi sürü olayın geçtiği insanların hızlı hareket ettikleri meksika filmleriydi...Öyle ki aynı bölümde evlenip ayrılanlar bile olmuştur hehe:)
 Sonra daha kaliteli diziler görür oldum trtde ki "seven heaven","sabrina" ve "sweet valley" gibi.

Tabi ferhunde hanım ve kızları ve bizimkileri de unutmamalı...Bizimkiler pazar günüydü ertesi günü okul olduğundanmıdır nedir ütülü önlük,ödevler ve sıkıntı gelir aklıma...
Bu arada charles iş başında, muhteşem ikili,a takımı,cosby ailesi gibi dizilerde var ki harikalardı hımm bi de starda kırmızı koltuk sonrası fredyy:)Tırsa tırsa beklerdik...

Bütün bunlar nerden mi aklıma geldi içerden sesini duymak zorunda olduğum unutulmaz denen berbat ötesi,tiksinç dizi yüzünden!O iğrenç dizi yerine yayınlasalar ya muhteşem ikilinin eski bölümlerini,alacakaranlık kuşağını,a takımını falan olmaz mı sanki? olamaz di mi?
O zaman ne diyelim
yaşasın CNBC-e!!!

Altını çizdiklerim...




" ...
gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum. şiir kalsın istersen, sadece otursak. oturmasan da olur benimle, sadece ellerimi tut. ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak. yüzüme bak ama anna, yüzüme bak. gözlerime bak, gözlerimin içine bak.gözlerim biraz karanlık. içinde cenkler, ayinler, kesik damarlar, kapıları yumruklayışlar, cipralexler, turgutlar, edipler, sezailer, siyahlar, beyazlar, uykusuzluklar, bitmeyen başağrıları, bildirilerin öfkesi, duvarlara uzun dalmışlıklar var.gözlerim biraz yorgun. içinde bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler…bekleyişler anna. köylü çocukların parasız yatılı sonuçları mesela. nişanlısı askerde kızlar, kızı ölüm orucundaki baba, babası tersanede oğul, oğlu şizofren anne.hepsini sayamam gerçi, utançlarım da var. ama geçecek hepsi, geçecek. şifalı gözlerin her şeyi iyi edecek.gözlerimin içine bakmaktan korkma anna.sen adımını attığın andan itibaren hira dinginliğine dönüşecek ortalık.
tanrı bizimle de konuşur belki."

22.12.2009




Bazıları için hayat daha mı kolaydır? Ya da bu onların seçimleriyle mi alakalıdır?Onların yaşamaya becerikli oluşlarıyla mı?

Bunları düşünüp duruyorum bu aralar...
niye mi?
Geçenlerde telefonum çaldı hem de ne lüzümsüz zamanda( hani otobüstesinizdir, çantanızdan akbilinizi bulmaya çalışırken elinizde montunuz ve kitaplarınız da varken ve arkanızdaki insanlar homurdanmaya başlamışken)kayıtlı bi numara değildi açtım eğer o kıza ait olduğunu bilseydim açmazdım çünkü şu sıralar konuşmak isteyeceğim son insandı.Kızın hayatı insanı sinir edercesine süper gidiyo hani öyle insanlar vardır ya bunlar gereken zamanlarda gereken şeyleri yapmışlardır.Kazanması gereken zamanda üniversiteyi kazanıp dereceyle bitirmiş,bitirir bitirmez iş bulmuştur.Üniversitede tanıştığı insanla da evlenmişlerdir.Aslında onun adına mutlu olmuyo değilim ama şu anki ruh halim böylesine biriyle konuşmaya el vermiycekti nasılsın faslından sonra otobüste olduğumu kapatmam gerektiğini söyledim çünkü konu uzarsa o çok iyi giden hayatından bahsederken ben yaşadığım olumsuzluklardan bahsedicem(rol yapmayı beceremem) ve büyük ihtimalle hayatında pek de sıkıntı yaşamamış bu insan beni anlamaycaktı.Bu arada kpss kursundan döndüğümü de ağzımdan kaçırmış oldum.30'a dört kala hala kurslarda süründüğümü de anlamış oldu böylece! neyseki konuşma medeni duruma gelmeden önce kapadım.
Sonra düşündüm işte nedenleri,nasılları düşündüm.Hayatın bazı insanlara kolay bazılarına zor olmasını düşündüm.Ya da hayat aynı da ben mi beceriksizim diye düşündüm durdum ve sanırım da öyleydi.Hayatımı yine yeniden sorguladım ve şükrettim, aslında yazdığım cümleler isyan itiraz cümleleri gibi dursa da şükür ettim evet.Belki herşey süper gitse hayatımda şu an ki bazı hassasiyetlerim olmayacaktı,dünya sarıp sarmalayacaktı beni ve ben bazı gerçekleri unutacaktım.Yeterince dua ya da şükür edemeyecektim.Kendimi avuttum böylece...
O kız için de sevindim sonra inşallah daha mutlu olur dedim inşallah ben de çok mutlu olurum bi gün ama dualarımı kaybetmeden...

13.12.2009

Rapor: İyimser olma çabası 7.gün



İyimser olmaya karar verdiğimden beri bir hafta geçti.bu bi haftaya sığan bisürü abukluğa hsbc'ye(hiç kullanmadığım ve kırıp attığım kartın 35 lira borcu nasıl olabilir?) rağmen gerçekten deniyorum,çabalıyorum kronik sorunlarıma ve bazı gerçekliklere bile inat gülümsemeye çalışıyorum.Aslında ağlıyorum da...ama umutsuz bi ağlayış değil bu. Yani sorunlarımın çözümsüz olduğunu düşündüğümde de değil, ağlıyorum işte konuşmak gibi...



Bunun dışında hafta annemlerin yaklaşık 40 gün sonra kutsal topraklardan dönmesiyle güzel başladı ve ben tekrar çocukluk görevime geri dönmenin hayalini kurarken bissürü misafiri hesaba katmamışım daha da beter yorulduğum gerçekten yorulduğum bu arada değişmeye çalıştığım zor bi haftayı geride bıraktım.Akın akın misafirler geldiler geldiler ve geldiler bazısı gitmiycek sandım ama neyseki gittiler :)ama sonra yine geldiler bi müddet böyle devam edicek sanırım. Tek tesellim annemlerin benim,bizim,hepimizin için yaptıkları dualar aslında bu deneyime de olumlu yansıyo biliyorum duaları kabul olucak buna gönülden inanıyorum...

oley be umutlu şeyler yazamayı mı başladım ne?? :)

neyse,
rapor bitti ,
to be continued...:)

6.12.2009

Hayatımın Deneyi




Hayatımla ilgili bi deney yapmaya karar verdim.Kendime inat daha fazla karanlıklara alışmadan kurtulmam bi yerlerden gün ışığını yakalamam gerek.İyiyi düşünüp iyilikleri çekmem lazım (Ne diyorum ben !)halbuki o aptal kitaba bile tahammul edememiş yarısında bırakmıştım(bknz.secret)ama yok pes etmek yok! Ez azından denemeliyim.
07.12.2009 tarihi 04:11 saati itibariyle 1 ay boyunca iyimser olmaya karar verdim.Gülmüyosunuz demi?
Aslında nasıl iyimser olunur pek fikrim de yok.Hep iyi şeyler mi düşünmem gerek?Herşeyi iyiye yormak mı?Yoksa ikisi de mi?Sanırım hepsi..
Öğrenicem!
Hey belki de bloğun ismi bile değişir 1 ayın sonunda...Gölgeden değilde güneşten falan olur hehe:)
neyse neyse

Sizden ricam takipçim olun ne bilim böyle karamsar şeyler yazmaya falan kalkışırsam deneyi hatırlatın.
Belki insanlığa bi faydam da olur benim gibi karamsarlara örnek teşkil ederim :))
Şimdi gidip uyumalıyım yarın güzel güpgüzel bi gün beni bekler :)

16.11.2009




ihanetten bir alıntı sağlığınla gelirsin (gelirsen)
unutma beni çiçekleriyle yaralarımı süslersin
utanılası bir şeydir katıksız pembeliğin
bu yüzden kitaplardan yalnızca
ıslık çalmasını öğrenebilirsin
tüm iyiliğin filmlerin iyi bitmesini istemek
ama bu kente gelirsen unutma beni ara
sana bir çay ve temiz yaralar ısmarlarım
öfkem geçer dinle yüzümü sevgiyle bakarım
kimse değil seni yalnız ben anlarım.


osman konuk

12.11.2009




Annemler olmadığı için bütün iğrenç ev işleri bana kaldı, hayır pek bi hayat doluydum,ruh halim pek bi iyiyiydi daha da bi iyileşti şimdi!

Hayatıma;
"-akşama ne yapsam"
gibi değişik cümleler eklendi.Evsel bi sürü garip dert,sorun da cabası (faturalar,tıkanmış lavobolar vs.) ee tabi bi de yaptığım sakarlıklar var umarım annemler geldiğinde beni tek parça ve akıl sağlığım bozulmadan bulabilirler :/ neyse işte bu garip süreç(yakında blogta pasta,börek tarifleri görürseniz şaşmayın :| ) beni korkutmakla birlikte oyalanmama da sebeb olmuyo değil ancak kpss kursuna kayıt olmamla ev işlerine gark olmam aynı zamanlara denk geldiğinden ders çalışamama durumu ortaya çıktı, yeterince ders çalışamıyorum malesef...
Neyse...
Geçenlerde kardeşimin gömleklerini ütülerken düşünüp durdum hayatımı,yaşadıklarımı.bana öyle olur bazen...(Bulaşık yıkarken de çok oluyo) yani hani ütü masasının başında değilde başka yerlerde başka zamanlardaymışım gibi, hayatımın başka dilimlerinde...
Ütü yaparken hayat sorgulamak garipti...
Keşke ben de hayatımı ütüleyebilsem ve herşey düzelse diye salakça şeyler düşündüm.gömleğe özendim resmen!
Kafayı yavaştan sıyırıyorum kesin...
gidiyim de bulaşıkları yıkıyım ben!

3.11.2009






"Hayatı bir kitabı okur gibi geriye yaslanıp okuyamazsın.Direnişler ayakta filizlenir,yürüyüştür ayakta kalmanın besini..



Geçiştirilmiş bir yaşamın, zayıf kalmış kalbini taşıyorsun!"

30.10.2009

ölürsem kabrime gelin isterim



Yaklaşık bir saat önce kafama teflon tava düştü bi elimde buz torbasıyla yazıyorum bu yazıyı ola ki son yazım falan olur anarsınız bir talihsiz mlk vardı diye:) şaka bi yana gerçekten feci tırsmış durumdayım tava epey yüksekten mutfak dolabından düştü ve şu tefalin en büyük boy tavalarındandı düştükden sonraki acıyı tarif edemem.Evde kimse de yok ,annemler uzaktalar zaten acıların çocuğu modundayım şu bahsettiğim manevi yalnızlık hali görünür hale gelmiş tava da kafama düşünce oturdum ağladım hüngür hüngür.Kimseye de söyleyemiyorum napsam diye arayıp teleşlandırmak istemiyorum ama kafam da zonkluyo hala daha doğrusu yüzüm zonkluyo ve gözümün kenarında simsiyah bi şişlik oluştu ölürmüyüm ki cidden?Beyin sarsıntısı falan geçiriyo olsam bu yazıyı yazamazdım ama demi?off iz kalır mı ki acep?
Nefret ediyorum senden tava!



22.10.2009

bol bilinmeyenli denklem





Bol bilinmeyenli bir denklem gibi hayatım ne kadar uğraşsam sonuca ulaşamıyorum ve çözümsüzleşiyo herşey...
Mutsuz+umutsuz+yapayalnız ve şu aralar amaçsızken artık bişeyler yapmalıyım dedim ve kurtulmalıyım bu acayip sarmaldan.Uzun zamandır düşündüğüm
uzaklara(bu uzaklar da nere düşüyosa artık?!) gitmek iyi fikirdi ama nasıl? Ama 657'li olursam...
Sonra sonra gittim bi kpss kursuna kayıt oldum ve artık,
mutsuz+umutsuz+yapayalnız ama artık amacı ve tam tamına 8 senedi olan + borçluyum :)

hadi hayırlısı bakalım...

14.10.2009

100 maddede mlk !(İlk mim konusu)


Mim ne olaki diye düşünüp duruyodum blog alemiyle daha sık haşır neşir olduğumdan beridir...Sağolsun zahir ve mavi mimlemiş beni 100 maddede kendini anlattığı konuda.Şimdi benimde 100 maddeyle kendimi anlatmam gerekiyomuş.Hayatımın en uzun konusuna başlıyorum bununla birlikte kendini çözümleyememiş biri için oldukça zor bi konu :)Bir haftadır düşünüyorum.Sonra kendimi yine kendime sordum kendimle roportaj yapar gibi bu yüzden 100 maddede kendimi anlatırken başka biri beni anlatıyomuşcasına yazıcam böyle yapmaya karar verdim ben buyum şuyum yazmak zor geldiğinden...yalnız benim de birilerini mimlemem gerekiyomuş daha kimi mimlemem gerektiğini bilmiyorum,kurbanı belirleyemedim bakalım 100 madde sonunda aklıma ilk gelen kişiyi mimliycem :D
neyse başlayalım bakalım...

1-Annesi ve babasının ismini kurayla belirledikleri mlk kendine yakışır bir şekilde soğuk,karlı bir kış günü doğmuştur.Kura sonucu nurani varlıkların ismini alan mlk keçigillerden olup ailenin ilk çocuğudur.
2-Aslında buraya oğlak burcunun bütün özelliklerini yazsaydık onu anlatmış olurduk hani kolay da olurdu o derece benzeşir burcuyla ama hırs dışında.. hırslı değildir hırs kötüdür ona göre!
3-inatçıdır,
4-Dsiplinlidir,yer yer sıkıcı ve ciddi olabilir,
5-amaa espirilidir de işte yerine göre,
6-Karamsardır hem de ileri düzeyde(Aslında bunu en başa yazmalıydım)
7-Hayatı sevmez pek,
8-İnsanlara hele de kendine pek de güvenmez,
9-İlk çocuk olduğundan istemeden de olsa gelişmiş bi sorumluluk duygusuna sahiptir,
10-korumacı,sahiplenicidir,
11-5 yaşına kadar fanatik galatasaraylı olup da 5 yaşından sonra dayısının propagandalarıyla fanatik Fenerbahçeli olmuştur,
12-Babasını psikolojik baskı ve tehditleri onu Fenerbahçeden vazgeçirememiştir.
13-Karamsardır fakat feci hayalperesttir belki de karamsar olması bu kadar fazla hayal kurup yaşadığı hayal kırıklıklarındandır(bence)
14-Annesinin istediği ideal evlat profiline uzaktır,(görünüş olarak)
15-zira hayatında hiç sivri topuklu ayakkabı giymemiştir.Hatta mecburen gitmek zorunda kaldığı düğün ya da ona benzer yerlere bile conversle gidip annesini gıcık etmiştir.( annesi mahalledeki birini kınadığı için mlk'nin böyle olduğunu düşünür),
16-topuklu ayakkabı giymeyişi selvi boylu olduğundan değildir, kısadır,
17-rahat ve spor giyinmekten hoşlanır,
18-Uzaya, gökyüze küçüklükten beri meraklıdır,
19-bilim adamı,arkeolog,pilot,astronot olmak istemiş ancak başaramamıştır,
20-sinema ilgi alanlarından olup mümkün olduğunca takip eder,
21-sporun birçok dalını takip eder,
22-olimpiyatları,şampiyonaları kaçırmaz,
23-tenis turnuvalarını da takip etmeye çalışır.
24-hidayet türkoğlu nba ilk gittiğinde sacramentodayken gecenin köründe kalkıp maçlarını izleyecek kadar basketbolu sever.
25-ilk tanıdığı insanlara karşı mesafeli olup,soğuk gelebilir,
26-ama eğer birine dostum dediyse o dostudur kendinden bile çok düşünür onu,
27-hayatındaki insanları kolayca silemez , bazen canını acıtsalar bile,
28-sessiz,uysal gibi görünse de aslında başına buyruktur,
29-içten içe çılgındır da,adrenalin meraklısıdır,
30-zaten paraşütle atlıycaktır bi gün,
31-teknolojiyi,bilgisayarı,teknolojik aletleri sever,
32-altına,gümüşe,metal şeylere alerjisi olduğundan incik boncuk takamaz,
33-bu yüzden ilerde evlenirse bilezik yerine çeyiz olarak evine ev sinema sistemi kurdurmayı düşünmüştür :),
34-dükkan dükkan dolaşıp alışveriş yapmayı sevmez her zaman alış veriş yaptığı belli başlı yerler vardır oralara gider bakar beğenir alır çıkar,
35-güçlü gibi görünsede aslında çıt kırıldımdır,
36-sulu gözdür çok fena hem de! aklına bişey gelir durup dururken gözleri buğulanır zaten her an ağlıycak gibi bi hali vardır ,
37-bundan sonraki maddeleri 3'er 3'er atlamayı düşünmektedir,
38-ney sesine hayrandır hem kendisi müzmin neysenimsidir,2 adet neyi vardır ve fakat kendisi hala bi kursa yazılıp bu işe eğilmemiştir.Gittiği ilk kurstan gözü korkup kaçmıştır.
39-sırf kendine zıtlık,gıcıklık olsun diye iletişim(halkla ilişkiler)okumuştur,
40-başkalarının açıklarıyla uğraşan alaycı tiplerden nefret eder,
41-yanında biri düşse gülmez ,kendisine gülünmesini istemez,
42-kendiyle alay eder ama hem de çok,
43-lost,heroes,big gang theory,Desperate Housewives dizilerini takip eder,
44-lost ve heroes arasında karar vermekte zorlansada lost bir numaralı dizisidir ve 6.sezonu beklemektedir gözleri kapalı,
45-nicolas anelkaya bi aralar aşık olmuş ama o başkasıyla evlenip,Fenerbahçeden de gidince eski hayranlığı kaybolmuştur,
46-hafızası kuvvetlidir hatta bazen kendini zorlayıp "yahu geçen sene bu gün napıyodum ben" diye düşünüp hatırlamaya çalışır ve hatırladığı da çoktur,
47-isimleri unutmaz isminin unutulmasından hoşlanmaz,
48-canımlı,cicimli konuşmalardan da kaçınır,sevmez,bununla birlikte lanlı,lunlu konuşmaları da sevmez kendisi,
49-sevgisini pek belli edip gösteremez,
50-başını yastığa koyar koymaz uyuyanlara her zaman şaşırmıştır,uykudan ölse bile uyuması zaman alır,
51-kin tutmaz tutamaz hatta arkadaşına küstüğünü unutur,
52-linkin park,coldplay,staind,haykoo,feridun düzağaç,manga,pinhani,rhcp,placebo,yeni türkü,James blunt,green day,nev,şebnem ferah,mfo,özlem tekin dinler,dinler,dinler,
53-serdar ortaç ,demet akalın dinlemez,dinlemeye tahammul edemez,çalındığı ortamlardan hızlıca uzaklaşır :),
54-kahvaltısını yapmadan dışarı çıkmaz zamanı olmasa bile çayını mutlaka içer,
55-hatta su içmeyi unutsa bile çay içmeyi unutmaz,
56-2007 yaz aylarında aldığı converslerini sömürmüş,yağmur çamur demeden giymiştir. zavallı ayakkabılar dile gelse neler derdi kimbilir ehe :),
57-zahir ve maviyi sevgiyle anarken(gerçekten sevgiyle:)) yahu bu kız nasıl yazmış ben yarılamadan pes ettim diye düşünmektedir,
58-yaşını göstermez (en sevdiği tarafı sanırım),
59-sony ericsson w810i marka telefonu kendi parasıyla aldığı en kıymetli eşyası olup bu yüzden onu çok sevmektedir,
60-telefon melodisi zaman zaman değişse de genelde kullandığı Nirvana'nın smells like teen spiritidir,
61-geleceğe dönüş manyağı olup bıkmadan tekrar ve tekrar izleyebilir,
62-jean christophe grange kitaplarını çok sever,okur,
63-ama olasıklıksızı okuyunca Adem Fawer'e daha da bi hayranlık duymuştur,
64-küçükken en sevdiği süper kahraman spidermandir,
65-indiana jones ve james bondu ne hikmetse hep birbirleriyle kıyaslamış(küçükken) ve hep indiana jones daha güçlü jamesi döver diye düşünmüştür,
66-indiana jones sayesinde arkeolog olma sevdasına kapılmıştır,
67-1'er yaş arayla üstüne 2 kardeş doğduğundan mlk 4,5 - 5 yaşlarına kadar emzik emmiştir.Hatta annesinin emziğine acı biber sürdüğünü bile hayal meyal hatırlamaktadır :),
68-korku filmlerini feci tırssa da izlemekten vazgeçmez ama gariptir en korkulmayacak,herkesin gülüp dalga geçtiği filmlerden korkar mesela küçükken izlediği türk işi şeytan filminden uzunca bi süre etkilenmiştir,
69-erken kalkıcaksa saatini bi yarım saat önceye ayarlar ki erteleyip uyuma zavkini tadabilsin ehehe :)

70-ninja kaplumbağaları çok sevmekte rastladıkça izlemekte ve küçüklüğünden beri Michelangelo'ya sempati duymaktadır:)
 71-feci halde saçmalama riski!!!
.
.
.

100-kısaca mlk yurdum insanıdır işte
 fin!
(üzgünüm ama cidden feci saçmalamaya başlayabilirdim ki yeterince saçmalamışım zaten affet beni zahir ve mavi:)
şimdi kimi mimlesem, kimi mimlesem? gölge üzgünüm ama benim kubanım da sensin affına sığınır ve senin de kendini mümkünse 100, değilse ne kadar olursa anlatmanı isterim :)