15.08.2026

Beklemek





Aylar öncesinden bir plan yapmıştık ama o zamanlar biz birden ölünebileceğini bilmiyorduk. Ölümü beklemek için bir doktorun çıkıp, 'Yapılabilecek bir şey kalmadı, her an bekleyin' gibi bir şey demesi gerekiyordu. Doktor öyle de demişti ve artık ölümle yatar, ölümle kalkar olmuştuk. Sanıyorduk ki bir insanın ölmesi için illaki bir doktorun 'Her an olabilir, bekleyin' demesi gerekir...
Bekledik biz de. Beklerken tatile bile çıktık, yemek yedik. Sonra ne mi oldu? Hasta olmayan, hatta doktorun 'Bekleyin' bile demediği başka biri ölüverdi. Diğer insanlar hala beklerken, beklemediğimiz biri gitmişti.. Hepimiz sanki ölümlü değilmişiz, sanki her an birimiz ölemezmişiz gibi şaşırdık, şok olduk. Her an ölebilir denilen hasta hâlâ yaşarken, biz sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşadık... Hayat böyle bir beklemekmiş zaten.



26.03.2026

 


Daha önce de bahsetmiştim galiba eskiden beri ne zaman üzülsem ,ağlasam arka fonda hep hüzünlü bir şarkı çalardı. Alakasız bazı hüzünlü şarkılar. Dönem dönem de değişti bunlar. En büyük şaban film müziği mesela komik belki ama hala o hüzünlü müziği yüzünden izlemek istemem filmi.


Muhsin bey 'deki müzik, Yann Tiersen le moulin. çoğu zaman Nobahari... ağlamama ağlama katardı.


Bu hüznü dağıtmak için kendime bazı sığınaklar da belirlemedim değil. Son zamanlarda Anne with an e mesela  ( öyle ki tüm versiyonlarını izledim. Karakter fanı olmak için yaşlı olsam da kendimi, anne ve gilbert sahneleri izlemekten alkoyamıyorum.) Himeko ve diğer arkadaşlarım imdadıma yetişti hep.

Son zamanlarda o hüzünlü müziklerin kaybolduğunu farkediyorum. Eskisi kadar melankolik değilim. Bir Koraeda filmi gibi,o filmlerdeki insanların sade günlük yaşamı gibi akıyor sanki hikaye. 

Şule Gürbüz'un “Sonra üzerime bir tat geldi, hâlimi kabul geldi. Hafriyatla fazla ilgilenmez oldum, çok da umursamaz oldum. Bu hayatı beğenir oldum.” dediği hale gelebilmek için pek bir başarı elde edemedim  ama oraya gelebilmiş olmayı çok isterdim. Devamlı kendiyle didişen biri için zor ama film devam ediyor.


belki de


                                                          

 "Zweig der ki yanlış zamanda doğmak en büyük trajedidir... 

Belki de ya yanlış zaman doğmak diye bir şey yoktur. Belki de zaman insanlara göre bir şey değildir zaten. 

Peki ya hiç bir zamana uymayanlar yani nereye giderse gitsin kendini fazlalık gibi hissedenler.? 

Belki de içine düştüğümüz en büyük yanılgı sığabileceğimiz bir yer olduğunu hayal etmemiz. Bazı insanlar hiçbir yere yerleşememek için vardır. Ya da varlıkları ancak hiçbir yere ait olmadıklarında anlam kazanır. Bir boşluğun içinde var olmak gibi sanki. Ya da bir boşluğun içinde yok olmak gibi."