bensel saçmalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bensel saçmalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15.08.2026

Beklemek





Aylar öncesinden bir plan yapmıştık ama o zamanlar biz birden ölünebileceğini bilmiyorduk. Ölümü beklemek için bir doktorun çıkıp, 'Yapılabilecek bir şey kalmadı, her an bekleyin' gibi bir şey demesi gerekiyordu. Doktor öyle de demişti ve artık ölümle yatar, ölümle kalkar olmuştuk. Sanıyorduk ki bir insanın ölmesi için illaki bir doktorun 'Her an olabilir, bekleyin' demesi gerekir...
Bekledik biz de. Beklerken tatile bile çıktık, yemek yedik. Sonra ne mi oldu? Hasta olmayan, hatta doktorun 'Bekleyin' bile demediği başka biri ölüverdi. Diğer insanlar hala beklerken, beklemediğimiz biri gitmişti.. Hepimiz sanki ölümlü değilmişiz, sanki her an birimiz ölemezmişiz gibi şaşırdık, şok olduk. Her an ölebilir denilen hasta hâlâ yaşarken, biz sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşadık... Hayat böyle bir beklemekmiş zaten.



26.03.2026

 


Daha önce de bahsetmiştim galiba eskiden beri ne zaman üzülsem ,ağlasam arka fonda hep hüzünlü bir şarkı çalardı. Alakasız bazı hüzünlü şarkılar. Dönem dönem de değişti bunlar. En büyük şaban film müziği mesela komik belki ama hala o hüzünlü müziği yüzünden izlemek istemem filmi.


Muhsin bey 'deki müzik, Yann Tiersen le moulin. çoğu zaman Nobahari... ağlamama ağlama katardı.


Bu hüznü dağıtmak için kendime bazı sığınaklar da belirlemedim değil. Son zamanlarda Anne with an e mesela  ( öyle ki tüm versiyonlarını izledim. Karakter fanı olmak için yaşlı olsam da kendimi, anne ve gilbert sahneleri izlemekten alkoyamıyorum.) Himeko ve diğer arkadaşlarım imdadıma yetişti hep.

Son zamanlarda o hüzünlü müziklerin kaybolduğunu farkediyorum. Eskisi kadar melankolik değilim. Bir Koraeda filmi gibi,o filmlerdeki insanların sade günlük yaşamı gibi akıyor sanki hikaye. 

Şule Gürbüz'un “Sonra üzerime bir tat geldi, hâlimi kabul geldi. Hafriyatla fazla ilgilenmez oldum, çok da umursamaz oldum. Bu hayatı beğenir oldum.” dediği hale gelebilmek için pek bir başarı elde edemedim  ama oraya gelebilmiş olmayı çok isterdim. Devamlı kendiyle didişen biri için zor ama film devam ediyor.


12.09.2023

...






 Meetings with Remarkable Men filminden bir sahne.Filmi izlemedim henüz. Daha önce Gurdjieff de okumadım ama izlediğimden beri aklımdan çıkmadı. Defalarca izledim durdum. Neden bu kadar etkiledi neyi hatırlattı bana? Dance scene diye yüklenmişti. Belki de gerçekten dans ediyorlardır ama ben de çok farklı bir etki bıraktı. Bu kadar basit gelmedi bana. Özellikle bir yerde ölüm gibi bir şeyler oldu. Şimdi eski ben olsa şu Sayat Nova izleyen, kimsenin izlemediği filmlere giden eski ben ,muhtemeldir ki bir yerlerde bir odada hala film izleyip duran eski ben, onu da hatırladım unuttuğum odada. Bilmem kaç katlı bir ev her odada farklı yaşlarda farklı benler. İşte onlardan birine misafir olmuşum gibi hissettim. Neyse diğerlerine göre durumu çok da kötü değildi. İhmal edilmek, aranmamak ya da göz önünde olmamak önceden beri çok da umursadığı şeyler olmadığından çok söylenmedi.

P.s Sayat Nova'yı nasıl tahammül edip izlemişim ,bunu neden görev edinmişim, bunu ikimizde anlamadık.


7.05.2019




Cocukluk cok odali bir ev benim icin bazi odalar cok gurultulu bazi odalar karanlik bazi odalarsa gunesli bir bahar gunu ikindisi.iste o gunesli odada darkwing duck var guffynin takimi var. Sabahin korunde cizgi film izlemek icin kalkmis o cocuk var ve hala tv basinda.o zamandan kalmis galiba izledigi bir seye cok anlam yuklemek ordan kendine kahramanlar ,arkadaslar edinmek onun yerine kendini koymak.Gece gece bunlari dusunuyorum. Bir anne ama bir cocuk olarak hala bir yanim o gunlerde kalmis olarak. Ne yapmam gerektigini bazen cok fena sasiriyorum...




 Ayni anda birden fazla seyi yapmam gerekince ve hic birine de yetemeyince. Ayni anda birbirinden farkli kitaplar okuyorum mesela.ve hic biri de bitmiyor.Ayni anda tasavvuf kitaplari ,sinemayla ilgili bir kac kitap.Sonra ders kitaplari var onlar benim ilacim, urartular var.Boyle zamanlarda sanki evde bir cok insan var ve ben hepsiyle ayri ayri ilgilenmeye calisiyor gibi.Sonra uyuyamamak, cok dusunmek cok tirnak yemek var. Aciller ,atesler,ilaclar var.bi endise bir uzuntu bir kendini unutus. Sonra yuzunde yeni bir cizgi goruyorsun filan oyle degisik zamanlar var. 

  
Bir de bir multeci aileye gitmistik bir gun. 3 cocuk vardi rutubetten yapilmis bir evde.gulmeyi unutmus kayitsiz bakislar vardi cocuklarin yuzunde.onlar aklima geliyor hep bu saatlerde. agliyorum ama artik gozyaslarim yuzumde iz birakiyor.mary de demisti ya gozyaslarim yazdiklarimi bozuyor diye onun gibi. 

27.07.2018



idi isimotri ve yine kendini hatırlattı Florya...Bir şeyler çizmeye çalıştım.Başarısız çizim denemeleri.Sonra bir fırat karikaturune karanlıkta kendi kendime kıkırdadım.Nasıl olduysa aklıma geliverdi Florya..Öyle oluyor.Filmler bitse de kahramanlar kafamın içinde yaşamaya devam ediyor ve bir yolunu bulup hiç alakası yokken kendilerini hatırlatıyorlar.
Savrseni Krug'taki cocuklar,Uxbal,Rosetta,Lilya,Mary,Gelsomina, 
Puslu manzaralardaki iki kardeş ve diğerleri.Bazıları böyle her fırsatta kendilerini hatırlatırken ,bazıları sanki hala o filmde devam ediyormus gibi yaşamaya.acaba ne yapıyorlardır diye düşünürken... Sanırım böyle böyle delireceğim.


11.07.2018

Nerdeydim




Yeni ev ,yeni hayat,sorumluluklar derken. Alismam gereken bir dolu seye alismam gereken bir suru sey daha eklenince...Gecis zamanlari,degisim zamanlari allak bullak olan endiseli birinden bahsediyorum.Epey zor oldu. Eve,muhite alisamadim ki cok da farkli bir yer degil -rutinlerinden vazgecmeyen biri icin oda degistirmek bile zor olurken- tahmin edersiniz .Misafirmis gibi evin sahibi gelecekmis gibi bir misafirlik icinde yasamaya basladim.Odasindan misafirin yanina cikmak istemeyen bir yabani, misafir agirlayip misafirlige giden bir misafir... Sonra bir kusmak cikti,ne yesem bir kusmak.Sonra o geldi.erkenden, dogmasi gereken zamani beklemeden, erkenden. Sonra endiseli kuvez ve bip bip sesleriyle yogun bakim ve el yikama jelinin kokusu. Neyseki cok surmedi. Sonra canhiras bir kosma.muhabbet kusum husama bile baglanmis,onun bakimi icin ugrasmis biri kendi cocugu icin kendini unuturdu unuttu.Aslinda hep bir yetersizlik hissi...Yazacak cok sey vardi ama gelemedim.Kendimle burayi ihmal ettikce yazamadikca sayfayi bile acamaz oldum.Bakmayinca yokmuş gibi olur,yokolur gibi geldi.yok olmamis...Anne melegin hic vakti olmuyordu zaten.Bana demisti.Anne melek cocuk melege artik buyu ben ikinize birden bakamam demisti.Hak verdim cunku o kadar guclu degildi.Film izlemeyince kitap okumayinca ,cocuk bakimi ya da yemek tariflerinden mi bahsedecektim.Buralari anne melege teslim edemezdim.Şimdi biraz gardini dusurdu ya da bilmiyorum belki de dusurmemistir. ama beni hatirladigi kesin.ihmal ettigi obur cocugu.

31.05.2018


Onunla evin duvarlarını karalarken,bak oğlum demiştim,bu Vincent Malloy tanısan çok seversin...


-Bak bu da Totoro, kendisi komşumuz olur.


Bir keresinde de oyun hamurundan Max Jerry Horovitz yapmıstık.

jigglypuff'ı biliyor, Geleceğe Dönüşü'ü biliyor.Kendisi 34 (otuzdört) aylık.Ona bildiğim her seyi öğreteceğim...

27.11.2014

bakmaklar


Hey,ben buradayım küçük odada.Kitaplığımın olduğu odada.Burada olduğuma göre tüm o koşuşturmalar bitmiş olmalı.Kına gecesini dahi atlatmış olmalıyım.Evet-Evet li kısmı kekelemeden geçmiş,takı merasimi bitmiş,tatile gidilip gelinmiş.Çamaşırlar yıkanmış, eve internet bile bağlanmış kadar zaman geçmiş,filmlere ve daha güzeli her akşam eve dönmesi iple çekilen ve daha önce görüşmek için nasıl bir hafta beklenilebildiğini anlayamadığım sevgiliye kavuşmuş bir şekilde , küçük odada yeni kanepede oturuyor olmalıyım.Burada olduğuma göre görev başarıyla tamamlanmış.Bunu düşünmüştüm eve yerleşirken.Gitgel eşyaları yerleştirirken.Bu koltukta hiçbir şey düşünmeden tavanı seyredecektim ya da duvarı.Öyle yapıyorum.Pencerenin bir yanında kitaplık var .Diğer yanda ütü masası ve elektrik süpürgesi.Arada onlara da bakıyorum.Yanımda bir kitap."Kendi içine düşenler ansiklopedisi".Masa üstünde yeni indirilmiş filmlerle adı tarihlerden oluşan bir klasör.İçindeki, ammada kötü çıkmışımlı fotoğraflara da bakıyorum.Kına gecesi için tuttutuğum dublor gelmekten vazgeçince ,kıyafet değiştirip katılmak zorunda olduğum kına gecesi fotoğrafları bile güzel görünüyor gözüme.İçindeyken garipti.Yani o gün.Tuhaf bir şekilde doğal yollardan bir antidepresan içirilmiş kadar rahat ve gülümserken salakça figürler dahi yapabilmiştim.
Vay canına,şimdi yarına ne yemek yapsamlı bir düşünce gelip geçti,hemen, az önce.Ben bunu düşünürken dışarıdan patates-soğancı da geçti.Evin sessizliğinden faydalanan yabancı apartman sesleri de odaya geliyor.Neyse,şimdi biraz da bundan bir sene öncesindeki halimizi düşünüp gülümsemem gerek.Bunu da mutfaktaki masada,perdelerin desenlerine bakarken düşüneyim..Gelirim yine.



7.11.2014



Kendi evimizde, beter böcek eşliğinde halıları sererken çocuklar gibi şendik.
charlie nin çikolata fabrikasında gezerken,"ilk hangi filmi izleyeceğiz" sorunsalının yanından da geçtip gittik. Fantastik bir açılış töreni... Bulaşık ve çamaşır makinaları bile çocukken gizli gizli aradığımız masal hattı müzikli. Durdugunda masal dünyası melodisi gibi bir melodiyle duruyor.Bütün o zor levelleri atlayıp bonus turuna gelmiş olmalıyız.(tam burada flashbackle zor aşamalar bir bir hatırlanır.Birbirimize ve evimize bakıp mutlu olunur sonra.)

Hayatınızın geri kalan kısmının fragmanıydı, bunu saymam yine gelin dedi Tim, giderken biz. Umpa lumpalar el salladı uzaklaşırken.



30.09.2014



Önce kitaplarımı toplarım diyorum.Filmleri, kitapları,ıvır zıvırlarımı. Kitaplarımızın bazıları aynı.Aynıları elememiz gerek.Oyuncak bebeğimle bilgisayarım bir de kuşlarım var benle gelecek olan.Naciye alışkın taşınmaya ama Hikmet 2 evinden ilk kez ayrılacak.Umarım zorlanmaz.
Giysileri toparlamak için daha erken hem zaten valizim de yok.Sırt çantam yetmişti bugüne kadar.İnsanın ömrünün geri kalan kısmını toparlayıp başka bir yere gitmesi için büyük bir valize ihtiyacı oluyormuş.Bir valiz almam gerekecek yani.Ben gidince oda zera'ya kalıyor.Dolapta yer açılacağı için çok mutlu zaten.Yorganım,yastığım,kanepem ,onlar da geri kalacak.Yeni yastık yeni yorgan,yeni tavan,yeni duvar...yeni kanepe.Yeni otobüs numarası,yeni adres.Yeni manzara.Bizim salondan ev yığınları arasında pamukşekerebenzeyen bulutlar ve bazı kuşlar.Orada,ağaçlar ve yeşil park.İleride köprü ve gelip geçen arabalar var.Ev sahibi amcayla teyze alt katımızda.Salon bize biraz yabancı ama küçük odaya film afişi yapıştırabiliriz diyoruz.Kitaplık da oraya.Projeksiyonu alamadım ama mkv film de oynatabilen dvd var.Filmler var.on beş sonbahar günü var.Kış da orda bizi bekliyor.





10.09.2014


-Perdeleri aldınız mı? Halıları? Evi tuttunuz mu?
Gelinliği seçmedin mi daha.
.
Duvarlar ne renkti?
.
.
.
-..onu ordan bunu da şurdan almalısınız.O olmazsa olmaz,bu olmazsa hiç olmaz.Zaten çok az kaldı,şunun şurasında ne kaldı,çoğusu gitti apazı kaldı,bayramı da çıkarsan ne kaldı ki.Zaman hemen geçer,anlamadan geçer,bi bakmışsın geçmiş gitmiş.zaten çok az kaldı,şurda ne kal..

+sakin ol ve şu filmi bi ara izle,çok sert ama dikkat et hayattan soğuyabilirsin.

7.08.2014




"az kaldı", az kaldı" alarmları çalarken,ibre yeşilden sarıya geçmiş,turuncuya ve sonra kırmızıya geçmeye hazırlanıyorken ben, hangi kabloyu keseceğimi bilemeden,orda bir yerlerde odamda saatlerce boş oturup sıkılmayı başarmıştım.

silikonköpekfırın tutacağı dile gelip havladı.odam naylon torbalar,borcamlarla kuşatılmış.Uzaktan kumaştan ordular bana yaklaşıyor.Naftalinli sandık açılıp içindekileri odaya saçmış olmalı.Lifler ve patikler az önce buradan geçtiler.Kabul , şekillipilavçıkarıcı kalıbı almış olabilirim ama iskeletorlu mutfak önlüğüm var size teslim olmayacağım diye haykırdım.Tshirtümden ekrana yansıyan edi & büdüyle gözgöze geldik.Gülüyorlar,büdü bile gülüyor.Yer imlerindeki mobilya modelleriyle,şerbetli çikolata kare tatlısını,(kareden yapılıyor) görmüş olmalılar. Online film izleme linkleriyle,replikler ve ahmuhsinünlüsel sayfalar nerelerde kaldılar.İndirdiğim filmlerdeki karakterler dosyalardan çıkmış bana bakıyor.Size de sıra gelecek dedim.Yani sonra yani kasımdan sonra.Mesela taze fasulye yaparken,fasulyeyi ayıklarken mesela size de sıra gelebilir.Gülüp geçtiler,
dosyalara geri döndüler.

Annem içeriden seslenmiş,gel bak sana kapaklı plastik kap aldım demiş,uyumuşum ya da uyanmışım.Tam bunu yazarken çarmıha gerilişteki ayrıntıyı hatırlayıp ,annemi de rasyo... neyse.


7.07.2014




Bu saatler.onbeşkasımikibinondörtten bugünü çıkardığım saatler.
Aradaki zamanı diğer zamanları kıyasla hesaplıyorum.Şubattan bugüne geçen zamanla mesela,geçen yılın temmuzundan kasımına gidişle mesela.O arada yaptıklarımı hatırlamaya çalışıyorum,o araya sığanları. Aradaki mesafe çok mu az mı anlayamıyorum.Yapılması gerekenleri düşündükçe az ,gelmesini istediğimiz günleri düşününce çok gibi.Tam bu vakitlerde caddeden,Ahmet Kaya şarkısı çalan,Ahmet Kaya hatırlatıcısı araba geçiyor.Hep bu saatlerde geçiyor.Beni Vur'u hiç çalmayışından,Beş Şehir'i de hatırlatıyor.Beş Şehiri'i ilk izlediğimde kasım ayı ile ilgili bir fikrim var mıydı acaba.Doğma sebebim dışında. Altıkasımı da çıkartırsak, zaten sweet november i de izlememişken.Yokmuş.
Şimdi kasım var.Baktığım her yerde koskocaman harflerle onbeş yazıyor,kasım yazıyor.

29.06.2014





Boş mide mi yoksa dolu mide mi daha az ağrır,bunu öğrenmek için bir şeyler yemeye çalıştı.Boğazından geçerken büyüyen bir şeyler.Yiyemedi.

Aslında beyninin içinde ordan oraya çarpan,sonra kendi kendine iç içe geçip neye benzediğini bilmediği bir şeyi oluşturan resmin parçalarıydı midesini ağrıtan.Bazıları, annesinin bin beşyüz parçalık puzzle ı yaparken zorla oldurmaya çalıştığı parçalar gibi yanlış,bazıları yerli yerinde ya da değil,bilmiyor ya da hiç emin olamıyordu. 
Tüm bunları düşünürken,bilgisayar ekranına bakıyordu.o ciddi surat ifadesi ve gayet asık suratıyla.Kendini gördü ekranda.Tozlanmış ekranda.alnındaki çizgiyi gördü önce.Evet,kaşlarının arasında ki surat asma izi çok derindi.Bu görüntüyü beğenmedi.Baktığı sayfada yüzünden başka bir şey göremiyordu.Yeni sekme açtı,arka fonda koyu renk olan başka bir sayfa.Kayboldu.
Ağrı ve soru işaretleri arasında fonda bu kargaşaya hiç de uyum sağlamayan bir melodi çalıyor.Bu çok ünlü melodinin adını bilmiyor ama melodi Ravel'in Bolero'su.
Bir film belirdi kafasında muhtemelen melodinin geçtiği bir film.Halılar ve nedense çöl.Filmi hatırlayamadı ,adını bilmediği bu melodiyi nasıl bulacağını bilemedi.Filmi arasa,adını bilmediği melodinin geçtiği filmi...mırıldanmaya devam etti.




11.06.2014


Gelecek sene bugünkü melek, öncelikle evvelki seneki melek in sana selamı varmış.Yaşayacaklarını anlatınca çok sevindi.(Biliyosun filmleri anlatırken ağzımdan hep spoiler kaçırıyorum.)
Zamanın geçmesini sabırsızlıkla bekliyomuş. Bütün o filmleri bekle dedim. Rüzgar Yükseliyor'u bekle. 

Bunları hayatta olduğunu düşünerek yazıyorum tabiki. Oralarda durumlar nasıl bilmiyorum ama ben şimdilerde seni düşünüp mutlu olabiliyorum.Sen bana bakıp ne diyosun? Bugünler oradan da sıkıcı mı? 
Merak ediyorum da hani kürkçü han diye bi yerin varlığını ve ehemmiyetini öğrendiğimiz o sağnak yağmurlu cuma günü aldığımız ve kollarımın uzamasına sebep olan ,çeyreğim ağırlığındaki  yatak örtüsünü kullanıyo musun? Evet evet hani şu mısır çarşısında,kalabalıktan geçerken turistlere çarpa çarpa taşımak zorunda kaldığım yatak örtüsü. Kullanıyo musun onu? Hıhım bende öyle tahmin etmiştim.Hala tarzının değişmemesine sevinsemde lütfen kullan onu, olmaz mı?

Orda durumlar sakin mi diye sormak istedim ama sonra ülke gündemini düşünüp vazgeçtim.

Evlilik güzel olmalı,buluşmak için hafta sonunu beklememek ya da vedalaşmamak güzel çok güzel olmalı.
Aslında evde izlediğiniz ilk filmi merak ediyorum en çok. Biz şimdilik bi karara varamadık.Yeni bir filmi mi yoksa bizim için önemli olan ve tekrar tekrar izleyebileceğimiz filmlerden mi.En çok bunu merak ediyorum.Neyse tamam tamam ya söyleme ,spoiler vermeye başlama yine.Bazı huyların hiç değişmeyecek.


27.05.2014


Dünyanın en sıkıcı günü,yani yürümeye başlasam kasım ayına kasım ayında varamam arabayla bile çok uzak ,mesafesinde.
İki gün önce görsen de daha ayrılırken özlemeye başlamak gibi bir durum içindeyken işte o iki günden sonraki gün gibi hemde.

Sıkıcı ve annem hala iyileşmedi.Çat kapı misafir "aa odalar da ferahmış" ,geçmiş olsun ve hayırlı olsunları birbirine karıştırıp kokteyl yaptı,içtiler çaylarını.Misafir cimcimesi çocuğu abidikle gubidiğin kafesini sallarken yakaladım.(abidikle gubidik bizim nurhayatla hikmet 2'nin kod adları.Hikmet 2 her gün günün ilk ışıklarıyla kafamın içinde cikciklediği için onlara kızdığımda böyle haykırmaya başladım) Senin odan nerde diyip direk odaya dalmıştı.Komşuculuk adlı oyunu oynamak istediğini söyledi.Çocuklar benim de çocuk olduğumu görür görmez anlayabiliyorlar.Kendimi daha iyi kamufle etmeliydim! Bana misafirliğe gelmiş miş.Zaten bunu oynadığımızı söyledim ama anlamadı.Tam komşuculuk oyununa başlamış görünmez pastalarımızı yiyorken,müsade isteyip kalktılar.Çünkü hasta ziyareti bunu gerektirirdi.Cimcime,beni evlerine götürmeye çalıştı ama gelemeyeceğimi söyledim.Görünmez pastalarımı bitirmeliydim.Yine geleceğini söyledi giderken.Annesi  sandalyeleri birleştirip ev yapmasına izin vermiyormuş çünkü, öyle dedi.Bir daha ki sefere ev yapmaca oyunu oynamak üzere anlaşmaya varıldı,tek taraflı.

Akşam oldu hala sıkıcı,yarın da misafir gelebilir.Hafta sonlarını birleştirip kasıma ulaşacağım.

13.05.2014



ilk kez bir Wes Anderson filmini sinemada izledim.
İlk kez bir Wes Anderson filmini sinemada onunla izledim.
İlk kez bir Wes anderson filmini çok çok çok sevdim.İkimizde sevdik.Çok.
Filmin ilerleyen kısımlarında Bill Murray'i hala göremeyince birlikte endişelendik.Tamam en çok ben endişelendim.
İlk kez Bill Murray'i birlikte bekleyip,ilk kez Ralph Fiennes'e birlikte hayran kaldık.(ayrı ayrı hayran kaldığımız olmuştur.)
İlk kez bir Wes Anderson filminin sonsuza kadar sürmesini istedim.Ya da tamam bir kaç saat daha.Bir cumartesi gününü masala dönüştürebiliyorsa,nikahı Wes Anderson çekmeli dedim.İlk kez.


7.05.2014

"bakmaklar"


Yazacağım şeylerin aslında direk olarak İsmet Özel ile bir ilgisi yoktu.Ben, az önce aptalca bir sayfa kenarı reklamındaki "isme özel sonsuzluk kolyesi" yazısını,"ismet özel sonsuzluk kolyesi" okuyup kısa süreli şaşkınlık geçirmeseydim,göğe uzattığımız çok cumartesi olmasaydı,aklıma bakmaklar şiiri gelmeseydi,şiiri tekrar okumasaydım eğer,başlığa, bakmaklar yazmayacaktım.ve evet bu yazının az dozda da olsa İsmet Özel içermesi o salak reklam yüzünden.Yani aslında her şey dolaylı olarak bir İsmet Özel şiirine  bağlanabiliyoru da ispatlamış oldum istemeden.Ve hemde aşık ve şaşkınsan kendini onun bir şiirinde bulma olasılığın ikiye katlanabiliyor.Tam bunu yazarken aklıma şu geldi. Corpse bride'lı düğün davetiyesi olmazdı olamazdı.Biz nikahı Tarantino'ya çektirmeyi başarabilirsek belki bride olurdu. Pai mei olurdu.hattori hanzo kılıcı dahil değil.
Ama davetiyeye Turgut Uyar yerine İsmet Özel'den bir dize mi yazılsaydı.Ama ama arka fonda ille de Masar çalacaktı.

30.04.2014



İlk tanışma gününün,Neşeli Günlerdeki isteme sahnesine benzemesinden korkmuştum.Hayır annemle babam turşucu değillerdi ve limon-sirke anlaşmazlığına düşüp ayrılmamışlardı kaldı ki Ziya adında bir dayım da yoktu.Ve lakin Adile Naşit babanemdi.Ve öyle davrandı.Birden zil çaldı ,babanem gecenin süpriz konuk oyuncusu olarak salona daldı.
Ama ama isteme ve söz gününün (evet isteme günü) Yalancı Yarimdeki Alev'in (emel sayın) evine benzeyeceğini tahmin edemezdim.
Hatırlayanlar gülümsemiştir şimdi.Ferdi ve ailesi Alev'in evine gelecektir ve bunu duyan civar sokaklar Alev'in evine akın etmiştir.Benzer şekilde zil gün boyu çaldı durdu.Bizim evin salonunda minik bir akraba tribünü oluştu.
Ve nişan.Nişanla ilgili bir film tahmini edemiyorum şimdilik.Belki Bizim Ailedeki Feride ablanın evdeki düğünü şeklinde cereyan eder.Vecihi ,filmleri karıştırıp evi başımıza yıkmazsa güzel ve kalabalık bir gün olacak gibi :)

13.04.2014



Bugün, "yıldız şehriye salatası" "yıldız şehriye salatası" diyerek uyanmıştım.Şimdi ben bunu yazdım diye tarif arayanlar bloga gelip tarife dair hiçbir şey olmadığını görüp aman ya diyip sayfayı kapatacaklar biliyorum ve bu yazı gökten yağan köfteler de içermiyorken.

Öyle uyanmıştım çünkü günlerdir ne hazırlamam gerektiğini düşünüp düşünüp yemek sitelerine bakıp çıkıp değişik bir şeyler aramıştım.Ve salata olduğu iddaa edilen karışımlar içinde en ilgimi çeken de o olmuştu.Onun bizim eve geleceği,mutfaktan babamlarla konuşurken ki sesini duyacağım ve güp güp kalp atışları eşliğinde çay vereceğim gün için yıldız şehriye salatası.Yine aynı gün zamanı durdurmayı da deneyecektim.
-bunun yıldız şehriye salatası ile bir ilgisi yoktur
garip ki noah'la ilgisi vardır-
Yani uzun değil tabi bi an için bile olurdu.Yapamadım çünkü böyle şeyler yalnızca filmlerde olurdu.Böylece bir filmde olmadığımı kendime ispatlamış oldum.Sahici,gepgerçek.Önceki gün elini tuttuğum kadar gerçek.Zaman da donmayıversin ne yapalım.Gökyüzünden yemek yağdıran bir alette yok zaten.Flint ile Sam.
Yıldız şehriye salatası yani,gayet güzel bence.