“…beni tabuta koymadan ve dua etmeden çıplak bir şekilde dünya’ya sırtımı çevirmiş, yüzüm toprağa bakar
şekilde, bir isim ve mezar taşının olmadığı vaziyette defnedin… size vereceğim mektuplar yerine ulaştığı zaman;
suskunluğumu bozmuş sözümü tutmuş olacağım… işte o zaman mezarıma taş koyup güneşe bakacak şekilde adımı
yazabilirsiniz.”
etkilendiğim filmler çoktur,bu etkiyi uzun süre sürdüren filmler de.
Defalarca izlememe rağmen ilk kez izlermişçesine sarsıldığım filmler de.
Ama bazılarının etkisini anlatmak için sarsılmak kelimesi yetersiz kalır.Bunu ilk defa oldboy da yaşamıştım.Film
bittiğinde dayak yemiş gibi hissediyodum.Beynim ağrıyodu ve şok geçirmiştim.Uzun süre etkisinden
kurtulamadım.Ve bi kez daha izlemeye asla cesaret edemedim.İşte hayatıma böyle bi film daha eklendi dün gece.
‘içimdeki yangın – incendies..’
bi sayfada tanıtımını görmüştüm.Hemen incelemeye başladım.
Film Nawal marwan adlı kadının(ki bence kahraman)
ikizleri Jeanne ve Simon ‘a bıraktığı vasiyetle başlar ve onlardan soylarını araştırmak için Ortadoğu ‘ya gitmelerini
ister.Film newal marwan'ın lübnan’da hıristiyan ve müslümanlar arasındaki mücadelede yaşadıkları ve iç savaştan kesitlerle ilerler.
Sonra yorumları okudum.İzleyen herkeste benzer etkiler bırakmış.Yarısında bırakanlar olmuş,dayanamayanlar...
İzledim.
Gece yarısıydı ve karanlık oda daha da karardı.
Bu filmi izlemek yüksek bi yerden mütemadiyen düşüp ve sonra yere
çakılmak gibi.Paramparça oluyosunuz.İzlerken insan olmaktan utanabilir,dünyadan bi kez daha nefret
edebilirsiniz.
Acı,acı,acı,zulüm,savaş,sevgi...
sayfada,yazının sonunda ,
"aynalara bakamıyorum artık..."
yazılmıştı.
yazılmıştı.
aynalara bakamayabilirsiniz.


