Daha önce de bahsetmiştim galiba eskiden beri ne zaman üzülsem ,ağlasam arka fonda hep hüzünlü bir şarkı çalardı. Alakasız bazı hüzünlü şarkılar. Dönem dönem de değişti bunlar. En büyük şaban film müziği mesela komik belki ama hala o hüzünlü müziği yüzünden izlemek istemem filmi.
Muhsin bey 'deki müzik, Yann Tiersen le moulin. çoğu zaman Nobahari... ağlamama ağlama katardı.
Bu hüznü dağıtmak için kendime bazı sığınaklar da belirlemedim değil. Son zamanlarda Anne with an e mesela ( öyle ki tüm versiyonlarını izledim. Karakter fanı olmak için yaşlı olsam da kendimi, anne ve gilbert sahneleri izlemekten alkoyamıyorum.) Himeko ve diğer arkadaşlarım imdadıma yetişti hep.
Son zamanlarda o hüzünlü müziklerin kaybolduğunu farkediyorum. Eskisi kadar melankolik değilim. Bir Koraeda filmi gibi,o filmlerdeki insanların sade günlük yaşamı gibi akıyor sanki hikaye.
Şule Gürbüz'un “Sonra üzerime bir tat geldi, hâlimi kabul geldi. Hafriyatla fazla ilgilenmez oldum, çok da umursamaz oldum. Bu hayatı beğenir oldum.” dediği hale gelebilmek için pek bir başarı elde edemedim ama oraya gelebilmiş olmayı çok isterdim. Devamlı kendiyle didişen biri için zor ama film devam ediyor.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder