altını çizdiklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
altını çizdiklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.05.2011

De ki; olsun, bunlar da geçer!



"Bir tek sen kaldın hayatımda, dualarımı sırtına yasladığım.


Neden sustuğumu soruyorlar bütün gece. Artık neden konuşmadığımı.
Onlara bilmediğimi söyle. Söyleyecek çok şey kalmadığını anlat. Kadınların ahlarının üzerimizde kaldığını ve utangaç bir yüzle kelimeleri gizlediğimi söyle. Kurumlarının aşkına, şirketlerinin aşkına, okullarının, televizyonlarının aşkına incittikleri çocukların gazabından sözet. Ödeyemeyecekleri ağır bir hesabın kesileceği günü hatırlat.


Bir de deki; sakalları ıpıslak olana kadar ağlayan bir peygamberleri vardı. Bir parça onur, bir parça merhamet işte o kadar.


Yalnızca sen varsın, sözlerimi film karelerinden araklayıp da konuşmadığım. Hep sahici kaldığım...


Bu kargalar ne kadar yalnız kuşlar. Bunu yeni fark ettim. Yani hep tekbaşlarına dolaşıyorlar. Başka kuşlar kargalarla pek dolaşmıyorlar.Bir de şunu fark ettim; ben hiçbir karganın yüzünü net olarak görememişim bu güne kadar. Gözlerini hiç fark etmemişim.Bu sokakta ne kadar da çoklar? Bir de ıhlamur kokan bir yer var. Tam oraya geldiğimde duruyorum ve derin derin kokluyorum.


fark ediyorsun yine canım sıkılıyor.


Teksas ve Tommiks’i İtalyanlar çiziyormuş.
Biraz Otis Redding, biraz da Glenn Miller.
Öylece geçiyor zaman.


Asra yemin olsun ki insan hüsrandadır!
Ancak…"



kraliÇenin pireleri,okuyup bitiremeyeceğimiz kitaplardandır.Tekrar tekrar okuyorum...

4.09.2010

Sen hiç istemedin ki dostum!

 


— "İsteseydin, eğer gerçekten isteseydin, olmak istediğin, olmasını istediğin olurdu. Olmadığına göre sen henüz istememişsin demektir." 

Sen hiç istemedin ki dostum! İstemek nedir bilmedin ki! Hiç tutulmadın sen! 
Tutkuların için ölmedin ki! İsteseydin ölürdün, ölseydin olurdun! Sen hiç olmadın ki! Evet, olmadın, çünkü sen hiç ölmedin! Ölecek kadar istemedin, ölümün pahasına istemedin, ölümüne istemedin! İsteseydin ölürdün. Ölseydin olurdun. Ne öldün ne ...oldun. Çünkü sen istemedin. İsteğini, istediğini aslında dile bile getirmedin. Öyle ya, bir kere dile getirseydin, olurdun. Bir kez adam gibi aklından geçirseydin hemen orada olmuş ve ölmüş idin. 


Sen hiç istemedin ki dostum!

İstemesini bilmedin. İstemek nedir bilmedin.

Çünkü sen ol deyince
olduranı hiç tanımadın.

20.07.2010



"Lacan'ın bakış açısını anladınız mı?
fanteziler gerçekdışı olmak zorundalar.
çünkü istediğiniz şeyi elde ettiğiniz anda artık onu istememeye başlarsınız.
İsteğin devam edebilmesi için objesinin sürekli olarak eksik olması gerekir.İstediğiniz o şey değildir.onun fantezisidir.
İstek çılgınca fantezileri destekler.
Sadece gelecekteki mutluluğumuzun hayalini kurarken gerçekten mutlu oluruz." derken pascal'in anlatmak istediği de buydu.
Bu nedenle "avlanmak, öldürmekten daha zevklidir." deriz.
ya da "ne dilediğine dikkat et."Ona sahip olacağın için değil.
çünkü ona sahip olduğun zaman artık onu istemeyeceğin için.
lacan'ın verdiği ders şu:İstekleriniz doğrultusunda yaşamak sizi asla mutlu etmez.Gerçek anlamda insan olmak demek fikirler ve idealler için yaşamak demektir.Hayatınızı istediklerinizin ne kadarını elde ettiğinizle değil yaşadığınız samimiyet, şefkat ve özveri anlarıyla ölçmek demektir.
çünkü sonunda kendi hayatlarımızı önemli kılmanın tek yolu diğer insanların yaşamlarına değer vermektir." 

Dr. David Gale/The Life of David Gale

23.12.2009

Altını çizdiklerim...




" ...
gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum. şiir kalsın istersen, sadece otursak. oturmasan da olur benimle, sadece ellerimi tut. ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak. yüzüme bak ama anna, yüzüme bak. gözlerime bak, gözlerimin içine bak.gözlerim biraz karanlık. içinde cenkler, ayinler, kesik damarlar, kapıları yumruklayışlar, cipralexler, turgutlar, edipler, sezailer, siyahlar, beyazlar, uykusuzluklar, bitmeyen başağrıları, bildirilerin öfkesi, duvarlara uzun dalmışlıklar var.gözlerim biraz yorgun. içinde bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler…bekleyişler anna. köylü çocukların parasız yatılı sonuçları mesela. nişanlısı askerde kızlar, kızı ölüm orucundaki baba, babası tersanede oğul, oğlu şizofren anne.hepsini sayamam gerçi, utançlarım da var. ama geçecek hepsi, geçecek. şifalı gözlerin her şeyi iyi edecek.gözlerimin içine bakmaktan korkma anna.sen adımını attığın andan itibaren hira dinginliğine dönüşecek ortalık.
tanrı bizimle de konuşur belki."

3.11.2009






"Hayatı bir kitabı okur gibi geriye yaslanıp okuyamazsın.Direnişler ayakta filizlenir,yürüyüştür ayakta kalmanın besini..



Geçiştirilmiş bir yaşamın, zayıf kalmış kalbini taşıyorsun!"

31.08.2009

Altını çizdiklerim...

"Biraz zaman geçsin herşeyi unutacaksın / Biraz zaman geçsin her şey seni unutacak!"
M.Aurelius

24.07.2009

Altını Çizdiklerim...




"karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim.
ve simdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
başından başlayabilirim..."
(kanla kirlenmiş evraktan...ismet özel)

3.05.2009

Altını Çizdiklerim


"Bil ki ey sevgili
Ben seni aklımdan hiç çıkarmadım;
ben sadece aklımı çıkardım
Ve böyle bilsin bütün dünya,
ben aklımı senin rağmına değil,
senin uğruna senden çıkardım"

Dücane Cündioğlu / Cenab-ıAşk'a Dair

21.03.2009

Mat Bir Gündü...


Mat bir gündü.İnsanın içine sıkıntı veren cinsten.Yağmurun hemen sonrası.Göklere dokunsak yağmur yine bardaktan boşalırcasına üzerimize yağacaktı.Konuşsak yağmur yağacaktı yeniden.Penceren dışarı çevirsek başlarımızı yağmur yağacaktı.Birimiz ayağa kalksa,bir diğerimiz gözlerini sım sıkıya yumsa,derin bir iç çeksek,ellerimizle yüzümünü kapasak,geçmişe dalsak durduğumuz yerde yağmur yağacaktı.

Ne yaparsak yapalım gök üzerimize yağacaktı.
Ne yaparsak yapalım kent üzerimize yağacaktı.

Albümlerde bekleşen fotoğraflar apartman saçaklarına sinmiş kuşlar çöp kutularının altına sığınmış kediler kitap aralarına iliştirdiğimiz çiçekler fanilalanın kenarına iliştirilmiş muskalar üzerimize yağacaktı.
Hayat aramızda kalmış utangaç bir çocuktu sanki.
Kent susmuş ve söylenecek bir çift lafın merakına dalmıştı.

Susuyorduk öylece...

Göz göze gelsek kör olacaktık.Konuşsak sözler bitecekti ve söylenecek bir çift söz kalsın diye konuşmuyorduk.Geriye dönebilecek bir adım kalsın diye susuyorduk,konuşmuyorduk.

Bir konuşsak gök üzerimize yağacaktı.
bir konuşsak kent üzerimize yağacaktı.

Gelinlik giymemiş genç kızların yüzü kararacak,ıslak asfaltta oturmuş yaşlı adam bir daha kalkmayacaktı.üzerimizde binlerce göz,odanın her yanında binlerce kulak,hepsi durmuş ve ilk sözün tedirginliğini yaşıyordu.
henüz akşam olmadığı halde ortalığı uğursuz bir karanlık kaplamıştı.Bir sokakta yalnız başına bırakılmış gibiydik.İlk kez bunca zamandır kapı çalınmıyor,telefon çalmıyor,sokak satıcıları bağırmıyor,okuldan dönen çocukların sesi soluğu çıkmıyordu.

Sensizlikten ilk defa korkuyordum.

Hayat,herkesin sustuğu bir anda kulaklarımızı yırtan bir çocuk ağlamasıydı.

ah çocuk zamanlarım!
çokomel kutusuyla yakalayıp,örümcek ağına attığım sineklerin çığlıkları,bilet parası bulamadığım zaman otobüse kaçak binmenin tedirgin edici aceleciliği,öğle paydoslarında bir çorbayla yenilen bir bütün ekmeğin utancı.Orda olmaktan başka , her zaman diliminde olmaya razıyım.Yaşanmış tüm korkuları,boğazıma sarılan tüm tedirginlikleri,burnumu sızlatan tüm ağlayışlarımı yeniden yaşamaya razıyım.

Mat bir gündü.

İnsanın içine sıkıntı veren cinsten.Gözlerimizi kaçırıyorduk.
Mülteci kampları ekmeksiz kalıyor,hücrelerde kısık sesliölüm öyküleri anlatılıyordu.Biz susup son sözü dilimizde saklıyorduk.Son sözü ağzımızda toplıyorduk.

Konuşsak , gece üzerimize yağacaktı.
Konuşsak, kentin gözyaşlarıyla sırılsıklam olacaktık.
Konuşsak, akşamüstü koşuşturmaları kalbimizi paramparça edecekti.

Köşede üstüste yığılmış duran kitaplar,kültablasında birikmiş sigara izmaritleri,kapakları açık kalmışalbümler,kanal düğmesi kopuk radyo,gözlerini üzerimizden kaçırıyordu.Odada ne varsa başka yana çeviriyordu gözlerini.

Mat bir gündü.

Aslında biz ne yaparsak yapalım kent üzerimize yağacaktı.
Başını yerden kaldırdın ve gök gürledi.Özenle yazılmışmektuplar,akrebi yorgun saat,duvardaki solgun poster,sararmış tül perde savruldu.

Gittin ve kent üzerimize yağdı.
Gittin kent gözlerimden boşaldı.
gittin ve hemen ardından yağmur yağdı...



"Kraliçenin pireleri" adlı kitaptan