30.09.2009

The Dark Knight - Joker's Pencil Trick



How about a magic trick?..
I'm going to make this pencil disappear....
Tahdah!
It's Gone!



23.09.2009

Altını çizdiklerim



  
Facebookta amaçsızca dolanırken bi arkadaşımda gördüm bu notu ve çiziverdim altını, hatta üstünü de fosforlu kalemimle çizdim...
 

"Dua, dua, dua... Boyuna dua edelim... Hiç bir dua çevrilmez! Elverir ki, edebilelim... Boyuna isteyelim... Hiç bir istek döndürülmez... Elverir ki, isteyebilelim... Mâlik, mahruma vermez olur mu?.. Bunun için yaratıldık. İsteyelim!.. Elverir ki, istemeyi bilelim... Ümmetin, sahabîlerden sonra en büyük ferdi İmam-ı Rabbânî Hazretleri, "Allah, vermeyeceğini istetmez" buyuruyor. Bu ölçüdeki hikmeti sezenler, bir şeye malik olmak için o şeyi istemenin yeter olduğunu anlarlar. Ama istemenin istemek olması için dudakların yetmeyeceğini anlasalar...


Ey İhlâs!.. Senin olduğun yerde hiç bir şey eksik değildir!"


Necip Fazıl Kısakürek

karmakarışıklaştıramadıklarımızdan mısınız???


 

Kalabalıkların arasına karışmak her zaman zor olmuştur benim için.Özellikle de geçtiğimiz bayram bunu daha iyi anladım...İnsanlardan kaçmaya çalıştıkça daha çok üstüme geldiler ve hatta yakalayıp sorguya çektiler. Sonra hüküm verdiler hatta benim adıma planlar bile yaptılar.Sanki hayat bu kadar basit,bu kadar nesnel,bu kadar tanımlanabilir ve planlanabilirmiş gibi hayatla yaşamla ilgili rahat ve kesin ifadeler kullandılar.Oysa ki ben hayatın böyle olmadığını çoktandır anlamışken...Ne zaman evlenmem gerektiğinden,iş bulmam gerektiğinden ve bissürü şeyleri sıraladılar...Umutsuz bi vakaydım onların gözünde...Tipik diyaloglar yaşadım çokça akıl verdiler.Kendilerinden geçmiş bi şekilde hayatın gerçeklerinden bahsederken gözlerimdeki kayıtsız bakışı bile farketmediler,onları dinlemediğimi dahi anlamadılar,anlayamazlardı da...
Zaten karışık ve hep karışık halimi daha da bi karıştırıp evlerinin yolunu tuttular!
ve mlk daha da bi karman ve çormandır artık...!





19.09.2009




Şimdi benim buraya şöyle cicili bicili bi şeker resmi koymam ve altına da "hey gidinin bayramaları" tarzı bi yazı yazmam lazım dimi? Öyle ya yarın bayram ben hala idrak edememiş olsam da...Bayramın gelişine hiç bu kadar kayıtsız kaldığımı hatırlamıyorum,Ramazanın bitişine de hiç bu kadar üzüldüğümü...
Neyse...
Ama ama şu sıralar bi yerlerde bir çocuk olmalı...
Annesinin yıkayıp yatırdığı,
Heyecandan uyuyamayan 
ve baş ucunda ayakkabılarıyla...
İşte O çocuk için seviniyorum!

Bayramın Bayram olsun çocuk.. her daim...

16.09.2009

Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine...





Sevgili
En sevgili
Ey sevgili 

Uzatma dünya sürgünümü benim...

10.09.2009

Yagmur Kacagı

Yağmurun tekrar başlamasında korkmaya başladım...
-"Yağmasan artık, dursan... bu kadarı çok fazla gibilerinden" abuk şeyler geçti içimden sonra da ben salakmıyım yağmurun ne suçu var senin kentin çarpık dedim ve sonra da bu şiiri hatırladım...
Yağmur kaçağını...

elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni  götürecek yoksa beni


geceleri bir çarpıntı duyarsan
telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa  eylül'se ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni

6.09.2009

Huzur Evi & Hüzün Evi...


Yaşamakla ilgili problemlerim var benim önceden beridir...Uzun yaşamak istemem...90 yaşına kadar yaşamak mesela bana korku filmi gibi gelir&geliyo...90 yaşında şu anki gibi yalnız,bi de elden ayaktan düşmüş olursam,annem,babam kardeşlerim ölmüş kimsesiz kalırsam...off çok kötü... Ki kesin benim yaşlılığım böyle olurdu.Zira insan yirmialtısında neyse doksanında da odur dimi? bi de ben hep herkesten önce ölmek isterim.Bencillik mi? Evet fazlasıyla...ama başedememekten korkarım o duygularla...
neyse..
Hımm ben niye bu düşüncelerimden bahsediyodum heh tamam esas konumuza gelelim...
Geçen günlerde uzun zamandır yapmak istediğim bişey yaptım sağolsun arkadaşlarımın da sayesinde huzur evine gittik bi arkadaşın komşusunu görmeye...6-7 kişi vardık sanırsam.
Kendi dertlerimden sıyrılıp insanlarla yüzleşmek epey zordu ve bi hayli dokundu bünyemize...

 
"Balıklı rum hastanesi" belki duymuşsunuzdur Zeytinburnu taraflarında. Epey uzunca bi yolculuktan sonra bulabildik.İsmini yadırgamakla birlikte orda sadece rumların kalmadığını oraya gidince anladım...Daha bahçesinden içeri ilk adım atışımızda acayip derecede heyecanlandım özellikle de meraklı gözlerle bize bakan yaşlıları görünce.Garipti ama bazıları bizi gördüğüne hiç memnun olmamışa benziyodu.Ee biraz da kalabalık olduğumuzdan;
-bunlarda kim,
-noluyo böyle..
gibi şeyler söylediklerini işittik yanlarından geçerken tabi hatırlarını da sorduk ama bazısı oralı bile olmadı diyorum ya garipti onlara kötü duygular yaşattık istemeden de olsa...Unutulduklarını ,terk edildiklerini hissettirdik belki de.
hani huzur evi kelimesi oraya gidince bi acayip geldi huzurlu bi yere benzemiyodu ve buraya ev denilemezdi daha çok hastane evet evet hastene gibiydi.Özellikle de ilk kat...Her odadan inlemelerin,hırıltılı öksürüklerin duyulduğu soğuk ve hüzün dolu bi koridordan geçerken garip duygular içindeydik...
Yoğun uğraşlarla hemşirenin de yardımıyla teyzeyi ikinci katta bulduk.
Bizi tanımadı zaten de tanımıyodu ama komşusu olan arkadaşı da tanımadı.Arkadaş yoğun uğraşlarla ailesini,kim olduğunu anlatmaya çalışsa da teyze bize başka roller biçmişti.Aslında gelmesini istediği yakınlarının yerine koydu bizi.Ben ve bi kaç arkadaşımı oraya arada bir gidip gelen üniversite öğrencileri,bi diğer arkadaşımızı torunu vildan ve asıl komşusu olan tanıdığını da onun kocası yaptı :) Bozuntuya vermedik yeterki o mutlu olsun...Aldığımız pembeli süslü püslü çiçeği verince pek bi sevindi hatta gözleri doldu bizi de ağlattı.Oda da ki diğer teyzeler de memnudular bizi gördüklerine hatırlarını sorduk duvar dibindeki teyze daha yaşlıcaydı ve konuşamıyomuş ama kafa hareketleriyle anlaştı bizle.Onun yanında ki teyze ise daha genç daha dinçti nedense ben de emekli bi profesör izlenimi bıraktı niye bilmiyorum...
Teyzeyi hiç bırakmak istemesekte ayrılma zamanı geldi vedalaşıp çıktık odadan yine gelmeye söz vererek...
Koridordan inerken az önce bize garip gözlerle bakan yaşlıların yanından geçtik yine yanlarına oturduk bu sefer hatırlarını sorduk meğerse onlar da konuşmak,dertleşmek istiyolarmış az önce ki katı tutumları yerini can ciğer kuzu sarması kıvamına bıraktı.İsimlerini aldık isimler verdik yine geliriz dedik ve aralarından ayrıldık.Ordan çıktığımız da garip garip duygular sarmalamıştı...Belki onlar bi nebze şanslıydı ya dışarı atılanlar onlar napıcaktı??

3.09.2009

Hi-lili Hi-lili Hi-lo

 
Rüyamda bir kız vardı şirin bir kuklayla el çırpıp şarkı söylüyodu.7~8 yaşlarında trt 2 de lili'yi ilk gördüğümde:
- "aa bu benim rüyamda ki kuklayla kız"...demiştim.
Sanırım bebekken annemin susmam için tv karşısına oturttuğu sıralar izlemişim bu filmi pek de farkında olmadan.Şimdilerde bu filmi ne zaman izlesem ya da düşünsem rüya mı gerçek mi algılayamam,umut doluverir içim ve şarkıya eşlik ederim liliyle birlikte...
 
On every tree there sits a bird
Singing a song of love
On every tree there sits a bird
And every one I ever heard
Could break my heart
Without a word
Singing a song of love

A song of love is a sad song
Hi-li Hi-lili Hi-lo
A song of love is a song of woe
Don't ask me how I know
A song of love is a sad song
For I have loved and it's so

Hi-lili Hi-lili Hi-lo Hi-lo
Hi-lili Hi-lili Hi-lo
Hi-lili Hi-lili Hi-lo Hi-lo
Hi-lili Hi-lili....Hi-lo

A tear for him, a tear for me
A tear for the love he swore
A tear for him and one for me
And one for under the tree
And one for wherever my love may be
And then I shall weep no more

A song of love is a sad song
Hi-lili Hi-lili Hi-lo
A song of love is a song of woe
Don't ask me how I know
A song of love is a sad song
For I have loved and it's so

Hi-lili Hi-lili Hi-lo Hi-lo
Hi-lili Hi-lili Hi-lo
Hi-lili Hi-lili Hi-lo Hi-lo
Hi-lili Hi-lili....Hi-lo