10.06.2012




Atlıkarınca'yı izledim aslında izlemek değil,şahit olmak bir sırra ortak olmak gibi.
Olanları görüp,hiçbir şey yapamamak gibi.
Sanki o evin bi köşesinde durup olaylara tanıklık etmişim ve kurtaramamışım gibi Sevgi'yi.


Film bitti.Beynim de ağrılar.Kötümserliğim hat safhada.
Bir anıyı da hatırlattı.
Sadece iki hafta gittiğim kurstan yadigar acı dolu bir sır verilmişti bana.Neden bana anlatmıştı ki o kız olanları.
Anlatmıştı ,sen bilmezsin anlatmadım çünkü sır vermişti kimseye anlatma demişti.
Anlatmadım ben de,anlatmamıştım.
ilkokulda yazın gidilen kuran kurslarından birinde tanımıştım.
Ben o sıralar yine aynı ben.Nerde ne konuşması gerektiğini bilmeyen uyumsuzluk abidesi.
Benimle aynı yaşıt ablalar arasında anlamsız cümleler kuruyodum.Burçlardan açılmıştı konu kova burcu demiştim(o zamanlar kova burcu olduğumu sanıyodum )
yaratıcı olurmuş,kızmışlardı bana,öyle deme yaratıcı denmez.Ops işte yine yanlış bir şeyler söyledim,oysaki gazetede aynen böyle yazıyodu.
Sonraları da pek konuşmadım zaten.Ondandır belki o kız gelip beni buldu,yükünü bana pay etti.
Nöbetçi olmuştuk.Nöbetçiler derse girmez tenefüs zillerini çalarlardı.
Orda anlattı,bi anda söyleyiverdi.Ailesinden birinin yaptıklarından.

O bir çocuk o bunları yaşamıştı.
Ben bi garip çocuk onun anlattığı kadarıyla bile ezilmiştim.
Kötümser duygularla ilk tanışıklığım o sıralar.
Bu dünya yaşanmaz berbat bi yer diye ilk düşünüşler.
işte İlk o zaman istemiştim süper kahraman olmayı da.eğer süper kahraman olsaydım kurtarırdım onu o akrabası olacak kişiyi cezalandırırdım.Ama öylece dinledim.
Hiç bir şey diyemeden.Polis diycek oldum,polise gitsen başka bi şey diyemedim.Dinleyebildim sadece.O,onu kurtarabilmemi istemişti.Kurtaramadım ki ben.

Yaz tatili için ordaydı,bi kaç gün sonra da gelmedi zaten.Sonra ben de gitmedim.Göremedim ki onu bi daha...
Bu filmle aklıma geldi yine.Bazen aklıma gelir,ne halde olduğunu,olabilecekleri,olasılıkları düşünüp endişelenirim.

Umarım bi yolunu bulup içinde bulunduğu kötü durumlardan kurtulabilmiştir.
Bi onu bi de hüzünlü Ümmühan teyzeyi hep,çok merak ederim.
Ümmühan teyze? onu da belki başka zaman anlatırım...

3 yorum:

Özgür Ceren Can dedi ki...

kendimi filmdeki felçli anneanne gibi hissetmiştim ben de kıpırtısız şahitlik çok acıydı

Mary Daisy Dinkle dedi ki...

ben daha önce benzer konulu filmler izlemiştim,Precious bu filmden çok daha sertti ama Atlıkarınca'nın ben de bıraktığı etki hepsinden fazla oldu.Belki de bizim filmdeki rolümüzün o anneanne oluşundandı,acıydı evet...

Must. dedi ki...

Yetkililer, rahatsız oldukları gündemi değiştirmek için saçma bile denemeyecek açıklamalar yaparken, gerçek mağdurların sesi duyulamıyor. Zor be!